Afrika’dan İlk Göç: Güney Asya Sahil Yolu

Austric Kültür Bölgesinin Oluşumu

Tarih: 50 bin yıl önce
Nüfus: Birkaç onbin
Genler: C
erkek, Derkek, Mkadın

 

Asya, Kuzey Amerika ile bir kara köprüsüyle birleşmiş olduğu gibi Sahul’den de derin bir deniz oluğuyla ayrılmıştı… Bu aralığın bir tarafında Sumatra, Borneo, Java Adası, Bali ve daha küçük Güneydoğu Asya adalarından oluşan kara kütlesi Sunda varken, diğer tarafında Yeni Gine, Avustralya ve Tasmanya’dan oluşan süper kıta Sahul vardı. [1]

 

30 metrelik bir deniz seviyesi düşmesi Yeni Gine, Avustralya ve Tasmanya’yı birleştiren kara köprüleri oluşturur. Bu bölgenin son 50.000 yıl ya da daha fazlasında tek bir büyük birim olduğu düşünüle­bilir. O nedenle insanlar Yeni Gine'nin kuzeybatı ucuna eriştiğinde Tasmanya’nın güney ucuna kadar 5.000 kilometrelik bir kesintisiz kuru alan vardı. Bu alan içerisinde tropik kıyı ovaları, zengin subtropikal su­lak alanlar, çöller, vahalar ve dağ ormanları dâhil çeşitli ortamlar bulun­maktaydı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[24]

Bu sırada buzul çağı devam ediyordu ve kuzey bölgeleri insanların yaşaması için uygun şartları sağlamıyordu. Çin’in güneyinde ve Güneydoğu Asya’da yaşayanların genlerin Çin’in kuzeyindekilere daha eski tarihli mutasyonları taşıması da kuzey bölgelerine yerleşmenin daha sonraki dönemde gerçekleştiğinin kanıtlarından birisi sayılıyor.

 

50.000 yıl kadar önce, bir grup insan, Afrika’dan ayrıldı; büyük ihtimalle Kızıldeniz’i aşıp Arabistan sahillerine ulaştı. Ama Arabistan’a geçmekle yetinmediler, Asya’nın güney sahillerini takip ederek 10.000 yıl içinde Avustralya’ya kadar ulaştılar. Arabistan’dan Güneydoğu Asya’ya kadar Asya’nın güney bölgeleri, Afrika dışında insanların ilk yerleşim yerleri oldu.

 

Eski insan popülasyonları Bab’ül Mendep boğazından geçerek - aşağı yukarı 20 km mesafede olan - Güney Arabistan'a geçmiş de olabilirler. [3]

 

İlk bakışta bu çok hızlı bir ilerleme olarak görülebilir. Diğer yandan her nesilde birkaç on kilometrelik, çok da büyük olmayan bir ilerleme, 10.000 yıl içinde Güneydoğu Asya ve Avustralya’ya ulaşmayı mümkün kılacaktır. Bu yolculuğun en ilginç yönlerinden biri, belirli aşamalarında deniz yolculuğunu zorunlu kılmış olması. Bahsedilen dönemde henüz buzul çağı devam etmekteydi. Suların önemli bir kısmı buzullarda tutulduğundan deniz seviyesi bugünküne göre daha düşük ve karalar birbirine daha yakındı. Buna rağmen ne Doğu Afrika ile Arabistan, ne de Güneydoğu Asya ile Avustralya arasında deniz tamamen ortadan kalkıp kara köprüsü oluşmadı. Dolayısıyla, bu çağlarda bile insanlar, bu mesafeleri aşacak kadar da olsa deniz yolculuğu yapacak bilgiye ve araçlara sahip olmalılar.

 

Kıtaları çevreleyen deniz kumu otobanların (kıyıların) sağladığı hareket kolaylığı, nispeten hızlı yapılan göçlere olanak tanıyordu. Ne geçilmesi gereken sıra dağlar veya büyük çöller vardı; ne yeni aletler veya koruyucu giysiler geliştirmeye gerek vardı; ne de besin bulunabilirliğinde büyük dalgalanmalar vardı özetle, kıyı rotası karanın daha içlerindeki herhangi bir rotadan sonsuz kez daha tercih edilebilir gibi görünüyor. Bu rota sandal gerektiren sadece birkaç deniz bölümüne sahipti. Bu sandallar yüksek ihtimalle oldukca basit olmalıydı ve muhtemelen birbirine bağlanmış birkaç kütükten meydana geliyordu. Ancak buna ilişkin doğrudan herhangidir kanıtımız yok çünkü tahta çok çabuk bozulur. Sonuçta karşıya geçmişlerdi. [4]

Genetik

Cerkek, Asya’nın güney sahillerini takip ederek Hindistan üzerinden güneydoğu Asya’ya ulaştılar. 50 bin yıl önce oluştuğu hesaplanılan M-135 işaretçisi ile takip ediliyor. 45 bin yıl önce aradaki su engellerini aşarak Avustralya’ya yerleştiler. Avustralya yerlileri olan Aborjinlerde, güneydoğu Asya’da Vietnamlılarda görülüyor.

   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Aborjin, Avustralya[5]   Cerkek Yayılması 

                               

Afrika’dan Arabistan’a geçenlerin tamamı göç etmedi, bir kısmı bölgede kaldılar ve aralarında yeni işaretçiler ortaya çıktı. Yeni işaretçi DEerkek işaretçisi olarak biliniyor. DEerkek işaretçisinden Derkek ve Eerkek işaretçileri ortaya çıktı. Derkek işaretçisini taşıyanlardan bir grup, belki doğuya göç eden ilk gruptan 5 bin yıl kadar sonra, doğuya doğru yayılan ikinci kolu oluşturdu. Derkek kolu da Cerkek ile benzer bölgelerde görülüyor. Andaman Adaları yerlilerinde yüksek oranda rastlanıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Andamanlı, Andaman Adaları[6]       Derkek Yayılması                  

 

 

 

 

 

 

 

 

          

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[7]

Afrika dışına göç eden insanlar arasında oluşan en eski işaretçi Mkadın işaretçisi oldu. Asya’nın güney sahillerini takip ederek Avustralya’ya kadar ulaştılar. Pakistan’ın güneyi ile Hindistan’ın kuzeydoğusunda, iç Asya’da ve güneydoğu Asya’da görülüyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Mkadın, Hindistan[8]              Mkadın, Endonezya[9]          

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Mkadın, Yayılması[10]

 

M kümesinin dağılımı Afrika'dan yola çıkan erken zamanlı bir göçün işaretidir: bu göç Güney Asya'nın kıyısı boyunca ilerlemiş ve en sonunda Güneydoğu Asya'ya ve Avustralya'ya ulaşmıştır. M, Orta Doğu'da neredeyse hiç görülmez ve Avrupa'da da pek bulunmaz; ama Hindistan’daki mitokondriyal tiplerin yüzde 20'si veya daha fazlasını, Avustralya’dakilerin ise neredeyse yüzde yüzünü meydana getirmektedir. [11]

 

En olası açıklama “M Halkı”nın Afrika’dan çok erken bir zamanda ayrılmış oldukları ve kendilerine has genetik imzalarını kıyı otobanı üzerinden kıtanın güneyi boyunca taşıdıklarıdır. Peki ya M isimli mitokondriyal soyumuzun erkek bir karşılıgı var mı? Şansımıza cevap evet. Görünüşe göre M130 kıyı yolculuğunda mitokondiriyal M'ye eşlik etmişti. [12]

M kümesinin dağılımı Afrika'dan yola çıkan erken zamanlı bir göçün işaretidir: bu göç Güney Asya'nın kıyısı boyunca ilerlemiş ve en sonunda Güneydoğu Asya'ya ve Avustralya'ya ulaşmıştır. M, Orta Dogu'da neredeyse hiç görülmez ve Avrupa'da da pek bulunmaz; ama Hindistan’daki mitokondriyal tiplerin yüzde 20'si veya daha fazlasını, Avustralya’dakilerin ise neredeyse yüzde yüzünü meydana getirmektedir.[i]

En olası açıklama “M Halkı”nın Afrika’dan çok erken bir zamanda ayrılmış oldukları ve kendilerine has genetik imzalarını kıyı otobanı üzerinden kıtanın güneyi boyunca taşıdıklarıdır. Peki ya M isimli mitokondriyal soyumuzun erkek bir karşılığı var mı? Görünüşe göre M130 [Cerkek] kıyı yolculuğunda mitokondiriyal M'ye eşlik etmişti. M130'un torunları Hazar Denizi'nin batısında neredeyse hiç görülmezler ama Avustralasya'da yaşayan erkeklerin büyük bir kısmını oluştururlar. M130, Hindistan kıta parçasında sadece düşük bir sıklıkta görülür. Yüzde 5 ya da daha az. Nitekim daha doğuya gittiğimizde sıklık artar: Malezyalılann yüzde 10’u, Yeni Ginelilerin yüzde 15’i ve Avustralyalı aborijin erkeklerinin yüzde 60’ını soyları doğrudan M130'a kadar izlenebilmektedir.[ii]

6 bin yıldan daha önce Güneydoğu Asya’nın büyük ölçüde günümüzdeki Negritolara çok benzeyen avcı-toplayıcı gruplardan oluştuğunu önermişlerdi. Son birkaç binyıldır Kuzeydoğu Asya'dan gelen göçler, cangılların derinliklerinde ya da Andamanlıların durumunda olduğu gibi, ücra adalarda yaşayan gruplar dışında, bu ilk Güneydoğulu Asyalıların izlerini silmiştir.[iii]

Calvin, yaklaşık 50 bin yıl öncesinin ardından gerçekleşen klimatolojik kötüleşmenin Üst Paleolitik insanlarının Kuzey Afrika'dan Orta Doğu'ya göç etmesi için itici bir güc olmuş olabileceğini önermektedir. 45 bin yıl öncesinden itibaren kötüleşen iklim onları yeni evlerine kilitlemişti. Sahra günümüzden önce 40 bin ve 20 bin yılları arası en kuru dönemini yaşıyordu ve önceden yaşanabilir bölgeler bu tarihlerde çöl tarafından yutulmuş olmalıydı. Modern insanlar yeni bir kıtada kapana kısılmışlardı.[iv]

Dünya Afrikalı ve Avrasyalı diye ikiye bölünmüştü ve önemli bir alışverişin yeniden gerçekleşmesi için on binlerce yılın daha geçmesi gerekecekti.[v]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

M130'un torunları Hazar Denlzi'nin batısında neredeyse hiç görülmezler ama Avustralasya'da yaşayan erkeklerin büyük bir kısmını oluştururlar. M130, Hindistan kıta parçasında sadece düşük bir sıklıkta görülür. Yüzde 5 ya da daha az. Nitekim daha doğuya gittiğimizde sıklık artar: Malezyalılann yüzde 10’u, Yeni Ginelilerin yüzde 15’i ve Avustralyalı aborijin erkeklerinin yüzde 60’ını soyları doğrudan M130'a kadar izlenebilmektedir. [13]

Geç Göç

Cerkek ayrıca, iç Asya’da Moğollar, Kazaklar, Mançuryalılar, Koreliler arasında yüksek oranda görülüyor. Bu, aynı grupların, daha sonra ele alacağımız, ileri tarihli göçlerine işaret ediyor olmalı. Kuzeydoğu Asya'da yüksek bir M130 sıklığı vardır, özellikle de Moğolistan ve Doğu Sibirya'da. Bu da ilerideki bir göçe işaret ediyor. [14]

 

 

Dil 

Günümüzde Güneydoğu Asya’da farklı diller ve bu dillerin bağlı olduğu farklı dil aileleri bulunuyor. Dil araştırmacıları, bu dil ailelerinin geçmişte var olan Austric adı verilen daha üst bir dil ailesinden ayrıldığını öne sürüyor. Afrika’dan ayrılan ilk insan topluluklarından Güneydoğu Asya’ya gelenlerinin dillerinin zaman içinde Afrika’da konuşulanlardan farklılaşarak Austric adı verilen bu tarihsel dile dönüştüğü, günümüzde bölgede konuşulan dil ailelerinin bu dilden türediği düşünülebilir.

 

40.000 yıl kadar önce Avustralya’ya ulaşan insanlar da orada çoğalmakla birlikte aradaki fiziksel sınırlar dolayısıyla diğer insanlarla yoğun bir etkileşim içinde olmaları beklenmeyecektir. Geçen süre içinde Avustralya dili de diğer dillerden farklılaşmıştır. Dil araştırmacıları, bugün yaşayan dil aileleri içinde Khoisan dillerinden sonraki en eski dil ailesi olarak Avustralya dillerini göstermektedirler.  

... Tasmanya dili konuşan­lar, 12.000 yıl önce Tasmanya'yı Avustralya'dan ayıran Bass Bo­ğazı dolduğu zaman anakaranın dışına atılıp da adada kalan çok eski bir Sahul grubunun soyundan gelmektedir. Ama dilbilimcile­rin elindeki Tasmanya dili malzemesinin niteliği, dilin güvenilir bir yeniden inşasına engel teşkil etmektedir. Bu malzemenin tamamı, bu dili konuşan son kişinin ölüm tarihi olan 1877'den önceye da­yanmaktadır. [15]

 

Fiziksel Görünüm

Hindistan’dan Çin’e ve Avustralya’ya kadar olan bölgede, kabileler halinde yaşayan bu yüzden de son zamanlara kadar diğer insanlarla karışmadan kaldığı düşünülen insanların izlerine rastlanabiliyor.

 

Hindistan

Veddalar Sri Lanka olarak bilinen ve Hindistan'ın güneyinde yer alan büyük adanın doğusundaki ormanlık ve dağlık kesimde yaşayan Veddalar, genellikle kısa boyludurlar. Ortalama 155 cm boyundaki Veddalarda deri çok koyu, dudaklar kalın, burun geniş ve yassı, kaş kemerleri çıkıntılı, saçlar siyah, uzun ve dalgalıdır. Veddalar avcılık ve toplayıcılık yaşam biçimini sürdüren bir topluluktur. Bazı araştırıcılar, Veddaların vaktiyle Asya'nın güneyinde geniş bir alanda yaşadığını, hatta Hindistan'daki yerli Siyahların temelini oluşturduğunu ileri sürmektedir. [16]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Vedda Erkek

Vedda dili, bilinen hiçbir dil ailesi içinde yer almıyor.

 

G.Doğu Asya ve Malezya

Başka bir ipucu ise Afrika ve Avustralasya arasında doğrudan bir bağlantı olduğuna işaret ediyor - fiziksel görünüş. Avustralyalıların koyu teni Afrikalılarınkini hatırlatıyor. Güneydoğu Asya boyunca yaşayan ve Afrikalılara çok yakından benzeyen Negrito ismi verilmiş yalıtılmış popülasyonlar da vardır. En bariz örnekleri, Hindistan'ın yetkisinde bulunan ama aslında Tayland'ın batı kıyısından 400 km uzakta olan Andaman adaları'nda bulunmaktadır. Bu adadaki Onge ve jarawa diye bilinen en büyük kabile grupları, onları Afrika'nın Pigmeleriyle ve Buşmanlarıyla bağlantılandıran çok sayıda özelliğe sahiptir; bunların arasında kısa boy, koyu ten, cok kıvırcık saçlar ve epikantik kıvrım vardır. Malezyalı Semanglar ve Filipinli Aetalar gibi diğer Negrito gruplar, Mongoloit gruplarla büyük ölçüde karışmışlardır ve daha "Asyalı" bir görünüme sahip olmuşlardır. [17]

 

6 bin yıldan daha önce Güneydoğu Asvanın büyük ölçüde günümüzdeki Negritolara çok benzeyen avcı-toplayıcı gruplardan oluştuğunu önermişlerdi. Son birkaç binyıldır Kuzeydoğu Asya'dan gelen göçler, cangılların derinliklerinde ya da Andamanlıların durumunda olduğu gibi- ücra adalarda yaşayan gruplar dışında, bu ilk Güneydoğulu Asyalıların izlerini silmiştir. [18]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  
Malezya’da Semanglar[19]                         Ati, Filipinler[20]    

 

Avusturalya Yerlileri

Avustralya yerlilerinin derileri Afrikalı Zencilerinki gibi çok siyah değildir. Beyazlar gelmeden önce, Avustralya'nın bereketli kıyı şeritlerine dağılmış halde yaşayan yerliler iç kısımlardaki besin ve su kaynaklarınca fakir çöllere sürüldüler. Avustralya'da toplam nüfus içerisindeki yerlilerin oranı ancak %1'dir. [21]

 

Okyanusya Siyahları

Okyanus Negroidleri olarak da bilinen bu topluluklar, Yeni Gine takımadaları ve Avustralya'nın güneyindeki büyük Tasmanya adasından tutun da doğuda Fiji adalarına kadar yayılan çok dağınık durumdaki adalarda yaşarlar. Ayrıca, Güneydoğu Asya'nın Negroidleri diye bilinen Bengal körfezinin Andaman yerlileri, Malezya'da yaşayan Semanglar ve Filipinlerin yerli halkı da bu siyah stok içinde yer alır. Hepsinde ortak özellik, Afrika Siyahlarıyla herhangi bir genetik bağları olmasa da, en az onlar kadar siyah tenli, geniş burunlu, kalın dudaklı ve kıvırcık ya da yapağı saçlı olmalarıdır. Özellikle Andaman adasında Ve Yeni Gine takımadalarında yaşayan bazı kabileler Afrika Pigmelerine çok benzerler. Ancak, Afrika Pigmeleriyle herhangi bir yakınlıkları yoktur. Okyanus Siyahları içinde Tasmanyalılar diğerlerinden daha açık deri renkleri ve çıkıntılı kaş kemerleriyle dikkati çekerler. Beyazların Tasmanya'ya girmesinin ardından sayıları giderek azalmaya başlayan Tasmanyalılardan bugün saf halde kimse kalmamıştır. Bu ırkın en son temsilcisi 1877'de ölmüştür (Weiner, 1972). [22]

 

Okyanusya'daki adalarda yaşayan yerlilerin büyük bir kısmı avcılık ve toplayıcılıkla geçimlerini sağlar. Yeni Gine'nin kuzeybatısındaki yerliler hâlâ taş devrindekini andıran bir yaşam sürerler. Tüm besinlerini taştan yaptıkları el baltaları ve birkaç basit alet yardımıyla elde ederler. [23]

 

Arkeoloji

Avusturalya’ya, günümüzden 40 bin yıl önce yerleşildi. Kıtanın köşesindeki arkeolojik yerleşimler en az 20 bin yıllık, bulunan en eski yerleşim yeri ise günümüzden 38 bin yıl öncesini işaret ediyor. [i]

40.000 yıl önce Avustralya yerlileri Avrupa ile öteki kıtalardaki toplumlara göre büyük bir sıçrama yapmışlardı. Dünyada bilinen ağızları keskinleştirilmiş ilk taş aletlerden bazılarını, saplı ilk taş aletleri (yani, bir sapın ucuna takılmış taş başlardan oluşan baltaları), en eski deniz taşıtlarını geliştirmişlerdi. Bilinen en eski kaya resimlerinden bazıları Avustralya'da bulunmuştur.[ii]

Dünyada bilinen en eski kaya resimlerinin bir kısmı da Avustralya’da bulunmuştur. [iii]

Fosiller ve yontma taş aletler onların 40.000 yıl önce Avustralya'nın güneybatı köşesinde; 35.000 yıl önce Avustralya'nın güneydoğu köşesinde ve Tasmanya'da, 30.000 yıl önce Yeni Gine'nin soğuk yaylalarında var olduklarını gösteriyor.[iv]

Avustralya yerlilerinin çöl insanları olduklarını düşünürüz ama çoğu öyle değildi. Nüfus yoğunlukları yağışlara (çünkü karada yetişen yaban bitkileri ve hayvansal yiyecekler üzerinde yağışlar etkiliydi) ve denizlerdeki, ırmaklardaki, göllerdeki su ürünlerinin bolluğuna bağlı olarak değişiyordu. Yerlilerin nüfusunun en kalabalık olduğu yerler Avustralya'nın en yağışlı, en verimli bölgeleriydi… Yerlilerin çöl insanları olduklarını sanmamızın nedeni, Avrupalıların onları öldürmesi ya da beğendikleri bölgelerden kovmaları sonucu yalnızca Avrupalıların beğenmedikleri yerlerde yerli nüfusların kalmış olmasıdır.[v]


Dipnotlar

[1] İnsan Toplumunun Kökenleri. Peter Bogucki. Kalkedon: 2013

[2] İnsan Toplumunun Kökenleri. Peter Bogucki. Kalkedon: 2013

[3] Wells, Spencer. İnsanın Yolculuğu, Yurt Kitap Yayın:2012

[4] Wells, Spencer. İnsanın Yolculuğu, Yurt Kitap Yayın:2012

[5] https://genographic.nationalgeographic.com/

[6] http://www.survivalinternational.org/tribes/jarawa

[7] https://en.wikipedia.org/wiki/Human_Y-chromosome_DNA_haplogroup#Major_Y-DNA_haplogroups

[8] https://genographic.nationalgeographic.com/

[9] https://genographic.nationalgeographic.com/

[10] https://genographic.nationalgeographic.com/

[11] Wells, Spencer. İnsanın Yolculuğu, Yurt Kitap Yayın:2012

[12] Wells, Spencer. İnsanın Yolculuğu, Yurt Kitap Yayın:2012

[13] Wells, Spencer. İnsanın Yolculuğu, Yurt Kitap Yayın:2012

[i] Wells, Spencer. İnsanın Yolculuğu, Yurt Kitap Yayın:2012

[ii] Wells, Spencer. İnsanın Yolculuğu, Yurt Kitap Yayın:2012

[iii] Wells, Spencer. İnsanın Yolculuğu, Yurt Kitap Yayın:2012

[iv] Wells, Spencer. İnsanın Yolculuğu, Yurt Kitap Yayın:2012

[v] Wells, Spencer. İnsanın Yolculuğu, Yurt Kitap Yayın:2012

[14] Wells, Spencer. İnsanın Yolculuğu, Yurt Kitap Yayın:2012

[15] Dilin Tarihi. Steven Roger Fisher. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları: 2015

[16] Dünden Bugüne İnsan. Metin Özbek. İmge: 2000

[17] Wells, Spencer. İnsanın Yolculuğu, Yurt Kitap Yayın:2012

[18] Wells, Spencer. İnsanın Yolculuğu, Yurt Kitap Yayın:2012

[19] http://www.nerdygaga.com/wp-content/uploads/2011/11/Semang-of-Malaysia.jpg

[20] http://en.wikipedia.org/wiki/Negrito

[21] Dünden Bugüne İnsan. Metin Özbek. İmge: 2000

[22] Dünden Bugüne İnsan. Metin Özbek. İmge: 2000

[23] Dünden Bugüne İnsan. Metin Özbek. İmge: 2000

[24] A Brief History of Australia. Barbara A. West. Facts On File, Inc: 20100

[i] Image of The Past, T. Douglas Price, 6. Baskı

[ii]Tüfek, Mikrop Ve Çelik. Jared Diamond. Tübitak: 2010

[iii] Image of The Past, T. Douglas Price, 6. Baskı

[iv]Tüfek, Mikrop Ve Çelik. Jared Diamond. Tübitak: 2010

[v]Tüfek, Mikrop Ve Çelik. Jared Diamond. Tübitak: 20100