İlk İnsan Toplulukları

Tarih: 80 bin yıl önce [1]
Nüfus: Birkaç kişi
Genler: A(Erkek), L (Kadın)

80.png

Buzul çağının bütün şiddetiyle devam ettiği bir dönemde, genetik olarak bize benzeyen bir kabilenin Afrika’da,  muhtemelen bugünkü Etiyopya civarında yaşamaya başladıkları tahmin ediliyor. Afrika onlardan sonra çocuklarına da binlerce yıl ev sahipliği yaptı.

Bu insanlar bir arada yaşıyor ve ortak bir dili konuşarak anlaşıyorlardı. O günkü toplum hayatını tam olarak bilmemiz mümkün olmamakla birlikte bugün hala varlıklarını sürdürmekte olan az sayıda avcı toplayıcı kabileden elde edebildiğimi gözlemler yardımıyla tahminlerde bulunabiliriz. Henüz tarımı ve hayvancılığı bilmiyorlardı; doğadaki bitkileri toplayarak ve hayvanları avlayarak yaşamlarını sürdürüyorlardı.

Zaman geçtikçe insanların sayısı arttı ve ilk yurtlarından çevreye doğru yayılmaya başladılar. Birbirlerinden uzaklaştıkça dilleri de birbirinden farklılaşmaya başladı. Aynı ülke içinde bile olsa farklı bölgelerdeki insanların konuşmalarının farklılığı günümüzde de gözlenebiliyor. İletişim imkânlarının çok daha sınırlı olduğu, değişim için geçen zamanın da çok daha uzun olduğu göz önüne alındığında, dillerin farklılaşması anlaşılabilir bir durum. Ama değişen sadece diller olmadı. Zaman içinde genetik yapıları üzerinde de değişiklikler ortaya çıktı. Son yıllarda, genetik yapılarında meydana gelen değişikliklerin izlenmesi yolu ile insanların dünya üzerindeki yayılmaları tahmin edilebilir hale geldi.


Kültür Bölgeleri Kavramı Üzerine Zorunlu Açıklama

İlerleyen bölümlerde kültür bölgelerinin oluşumunu incelemeye başlayacağız. Konuya geçmeden önce, kültür bölgelerinin isimlendirilmesi ile ilgili zorunlu bazı açıklamaları yapmak gerekiyor. Kültür bölgelerini isimlendirirken genellikle bugün konuşulan dil aileleri ile ilişkilendirmeyi tercih ettik. Yine de bunun bir isimlendirme yönteminden ibaret olduğu unutulmamalıdır. Bundan onbinlerce yıl önce konuşulan dillerin gramer yapısının, kelimelerinin bugün için bilinme imkânı bulunmuyor.

Kültür bölgelerini dil aileleri üzerinden isimlendirirken amacımız kültürel devamlılığa işaret etmekten ibarettir. X kültür bölgesi ismi, “O zaman bölgede bugünkü X dil ailesine mensup diller konuşuluyordu” şeklinde değil; söz konusu bölgede, “bugünkü X dil ailesine mensup dilleri konuşan insanların kültürel ataları yaşıyorlardı” şeklinde anlamak daha doğru olacaktır.

“Neden, çoğunlukla yapıldığı gibi, coğrafi isimler yerine kültürü işaret edecek şekilde isimlendirme gayreti içine girildi?” sorusunun cevabı, tarihe bakışımız ile doğrudan ilişkili. “Tarih”i, bölgelerin değil, insan topluluklarının tarihi olarak görüyoruz. Takip birimi olarak coğrafi bölgeler seçilirse, kültürel devamlılık gözden kaçıyor. Aynı coğrafi bölgede, bugün tamamen farklı kültürel geleneğin temsilcileri bulunduğu sıklıkla görülen bir durum. Örnek vermek gerekirse, bugünkü Avrupa kültürünün ana unsurlarının taşıyıcıları ile coğrafi olarak Avrupa arasında son birkaç bin yıl öncesine kadar hiçbir bağlantı bulunmuyordu. Bir başka değişle, bugünkü Avrupalılar aslında coğrafi bölge göz önüne alındığında “Sonradan Avrupalı” durumundadırlar. Aynı durum Türkiye içinde geçerlidir.

Dip Not

[1] Tarihler tahmini mutasyon hızlarına göre belirleniyor; daha eski tarihlere doğru gidildikçe tartışmalar ve spekülasyonlar artıyor. Biz bu tarihi kabaca 80 bin yıl öncesi olarak aldık. 50 bin ile 150 bin yıl arasında farklı öneriler bulmak mümkün.