Bizden Öncekiler: Neanderthaller

Tarih Çalışmasında Neden Neanderthallerden Bahsediyoruz?

Tarihi, Homo Sapiens Sapien'lerin ya da Ademoğullarının tarihi olarak ele aldığımızdan bahsetmiştik. O halde neden Neanderthallerden bahsetme ihtiyacı duyuyoruz? 

 

Bunun sebebi, ileride bahsedeceğimiz gibi, atalarımız ile belirli bir zaman dilimini paylaşmış olmaları ve etkileşime girmeleridir. Ayrıca daha önce yaşayan insanlarla atalarımızı karşılaştırmak, benzer ve farklı yanları değerlendirmek için de Neanderthallere değinmekte fayda var.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Neanderthallerden Ne Zaman Haberdar Olundu?

Neandertal fosilleri ilk olarak 1850'lerde, Alman­ya'da Düsseldorf yakınlarında bulundu; o tarihten itibaren Neandertal kalıntıları ... çıkarılmaya devam etmektedir. [1]

 

Neanderthaller Ne Zaman ve Nerede Yaşadılar?

Neanderthal dünyası batıda Cebelitarık’tan doğuda Özbekistan’a ve kuzeyde Würm buz tabakalarının alt sınırından Akdeniz kıyısına kadar Avrasya’nın geniş bir kısmına yayılmıştı. Bu sınırların üçü kesindir: At­lantik, buz sınırı ve Akdeniz. Belirsiz olanı doğuda, Güneybatı Asya’da­dır ve arkeolojik araştırma sınırlarının bir sonucudur. Doğu Akdeniz’de Neanderthal kalıntılarının Ürdün Vadisi’nin güneyine doğru genişlemediği belli gibidir. Şanidar Mağarası’nda birkaç Neanderthal iskeleti­nin varlığı, onları açıkça Toros-Zagros dağlarına yerleştirmektedir. Daha doğuda, Teşik-Taş’daki Neanderthal çocuk, onların bilinen en doğru kanıtını sağlamaktadır. İran Platosu’na ve kuzeye buzlanmamış Sibir­ya’ya nüfuz etmeleri hakkında bir şey bilinmemektedir.[2]

 

Neandertal'lerin ayırt edici özellikleri, Orta Pleistosen devrinde 300.000-230.000 yıl önce belirmeye başladı.

... aşağı yukarı 30 kişiden oluşan gruplar şeklinde yaşayan Neandertal'lerin sayıları belli bir anda hiçbir zaman birkaç on bini geçmemiştir.[3]

 

Neandertal’lerin yoğun avcılık ve kısmen de toplayıcılık yaparak 20-25 dolayında bireyden oluşan gruplar halinde yaşadıkları ve dün­ya üzerinde yaşamlarını sürdürdükleri yaklaşık 200.000 yıl boyunca da toplam nüfuslarının hiç bir zaman 100.000’i aşmadığı sanılmak­tadır.[4]

 

Fosil kayıtları Neanderthaller’in atalarımızdan önce yeryüzünde yaşamaya başladığını, bir süre atalarımızla birlikte yeryüzünde bulunduktan sonra 35.000 yıl kadar önce nesillerinin tükendiğini gösteriyor. İlk Neanderthal fosillerine 235.000 yıl önce rastlanmaya başlıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[5]

Neanderhaller Nasıl Görünüyorlardı: Önyargılar

Neandertal’lerin yumuşak  dokuları  hakkında  bilgimiz yoktur.  Buzul  çağlarında  donarak  günümüze  kadar  korunagelen  bir  Neanderthal olmadığına  göre,  bu  konuda söylenenler  tümüyle  hayal  gücünden  kaynaklanmaktadır.  Birçok tasvirde Neandertal’ler , vücutları kıllarla kaplı olarak  gösterilmiştir.  Oysa  vücutlarındaki  kıl  gelişmesi, saçlarının  biçimi ve  rengi,  gözlerinin  rengi  hiçbir zaman öğrenilemez.[6]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


20. yüzyılın başlarında, Neanderthaller daha farklı hayal ediliyorlardı. Bu durum, doğrudan doğruya fosil kalıntılarınca yönlendirilmiyordu ama yine de çoğu Avrupalının kafasında bir imaj vardı.[7]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Aşağıda paleoantropolojist Milford Wolpoff ve onun şekillendirdiği Neanderthal görüntüsü var. Çoğu modern Avrupalıdan pek de farklı görünmüyor.[8]

 

Neandertal’lerin kendilerine özgü en önemli bedensel özellik­leri arasında çatısı yassı olan uzun ve basık kafatası, çıkık ve özellikle orta bölümü gelişkin kaş kemerleri, büyük bir beyin hac­mi (>1450cc), geniş ve orta kısmı öne doğru çıkık bir yüz yapısı, sivri elmacık kemikleri, geniş sinüsler, iri damak ve dişler, ucunda çıkıntı olmayan sağlam bir alt çene ile kavisli baldır ve önkol kemikleri, iri ve küt parmak yapıları sayılabilir. Neandertal’lerin günümüze ulaşan vücut kemikleri bu kişilerin tıknaz sağlam ve adaleli bir yapıya sahip olduklarını göstermektedir. Bedensel yapıları Würm Buzulu döneminde egemen olan soğuk iklime uyum gösterir, bu bakımdan günümüz Eskimo veya Lap (Lapon) toplumlarına ben­zetilebilirler. Günümüze ulaşan bedensel kalıntılarından, erkeklerin (ortalama) yaklaşık 1.70 m boyunda ve 65-70 kg ağırlığında, kadın­ların ise (ortalama) 1.60 m boyunda ve 50-55 kg ağırlığında olmuş olmaları gerektiği hesaplanmıştır.[9]

 

Yaklaşık 180.000 yıl önce, Avrupa yeni bir buzul tabakasıyla kaplandı. Pre-Neandertal'lerin hepsi değilse de çoğu muhtemelen Ortadoğu'nun güneyine ve güneydoğusuna göç ettiler. Buzul taba­kası yavaş yavaş kalkarken, birçok grup yeniden Avrupa'ya yer­leşti. Fakat bunlar artık uzun ince Pre-Neandertal'ler değil, kısa boylu ve gürbüz, geniş göğüslü, güçlü kol ve bacaklara sahip olan Neandertal'lerdi. Bu Neandertal'ler vücut ısılarını koruyarak Buzul Çağı Avrupa'sının sert iklimine anatomik olarak uyum sağlamışlar­dı. [10]

 

Bugüne Kadar Kaç Tane Neanderthal Fosili Bulundu?

Neanderthalleri, birkaç yüz kalıntıdan, belki en fazla 400 ve 80 arkeolojik alandan tanıyoruz.[11]

 

Neanderthaller de Bizim Gibi İnsanlar Olamazlar mı? Ayrı Bir Tür Olduklarına Nasıl Karar Veriliyor?

Homo Sapinler arasında da genetik farklılıklar görülüyor. Çinlinin çekik gözlü, zencinin esmer olması genetik farklılığın bir sonucu. Yine de şu anda dünya üzerinde yaşayan insanların tamamı küçük farklarla benzer bir gen yapısı gösteriyor. 1977 yılında Neanderthal fosillerinden elde edilen DNA dizileri incelendiğinde bugünkü insandan oldukça farklı bir dizilime sahip oldukları görüldü. Yapılan incelemeler ise Neanderthallerle âdemoğulları arasındaki genetik farklılığın aynı tür içinde kabul edilemeyecek kadar büyük olduğunu gösteriyor.

 

Arkaik Sapiens ile Neandethalensis topluluklarının çapraz üremeleriyle, ikisinin de fosil kayıtlarından silinip, daha sonraki fosil kayıtlara ortak örnek ürünleri “Çağdaş Tipte Homo Sapiens olarak geçmiş olabileceği görüşü ileri sürüldü. “Çağdaş Avrupalılar genlerinde birçok Neandethalli kalıtı taşıyor olabilirler” dendi. Ne var ki (1977’de) fosillerden çıkarılabilen DNA dizilerinin bizimkilerle karşılaştırılması, anlaşılan bu düşe de son verdi… Üç yüze  yakın Neanderthal insanının fosilleri elimizde…[12]

 

Matthias Krings ve Münih Üniversitesi'nden çalışma arkadaşları, gerçek bir Neandertal'in -aslında, Fuhlrott'un orijinal Neandertal insanının kol kemiğinden küçük bir parçadan mtDNA numunesi almayı başardılar. Daha sonra, Neandertal mtDNA'sını yaşayan insanlarınki ile karşılaştırarak, araştırdıkları 379 diziden 27'sinde farklılık saptadılar. Diğer modern insanlarınkinden çok daha büyük bir çeşitlilik gösteren, Afrikalıların mtDNA'sı birbirinden sadece 8 dizide farklılık gösteriyordu. Krings, Neandertaller ve modern insanlar arasındaki genetik uzaklığın, Neandertallerin atamız olmasını çok büyük ölçüde olanaksız kıldığı sonucuna ulaştı. [13]

 

Bugüne kadar toplam  13 farklı bireye ait  mtDNA  örnekleri  kemiklerden  sağlam  olarak  çıkarıldı.  Bunlar  İspanya’dan  Sibirya’ya  kadar  uzanan  geniş  bir coğrafyaya  yayılmış  Neandertal’leri kapsar.  MtDNA  dizilimleri açısından karşılaştırılan  Neandertal topluluklarının  farklı  iki  tür  oldukları sonucuna varıldı.[14]

 

Neanderthallerin bazılarının DNA’sı kurtarılıp analiz edilebildi. 25’ten fazla Neanderthal örneklendi. Kurtarılan mtdna’lar oldukça birbirine benzer. Yaşayan insanların DNA’ları arasında da farklar var. Ama H.Sapiensler ile Neanderthaller arasındaki farklılık 200 kattan fazla görünüyor.[15]

 

Neanderthaller Atalarımız ile Bir Arada Bulundular mı? Hangi Konularda Atalarımızdan Farklıydılar?

Arkeolojik bulgular, Neanderthaller ile atalarımızın, belirli bir zaman diliminde, dünyada bir arada var olduklarını gösteriyor. Üstelik, ilk zamanlarda araç üretim teknikleri arasında da belirli bir farklılık görünmüyor. En dikkat çekici fark, Neanderthallerin dünya üzerinde bulundukları yaklaşık 300 bin yıl boyunca, alet teknolojilerinde önemli bir değişim gözrülmezken, atalarımızın teknolojilerinde son 50 bin yıl içinde görülen baş döndürücü gelişmedir.

 

Fiziksel ve genetik olarak atalarımızdan farklı olsalar da çağdaşları olan atalarımızdan daha az gelişmiş görünmüyorlardı... Hatta yalnızca ortalama beyin büyüklüğü (1550 cm3) ölçüt alınırsa, bizimkini (1350 cm3) aşıyordu. [16]

 

Neanderthaller ve atalarımız taşları işleyerek araç yapmak, ölülerini gömmek, ateşi kullanmak, et ağırlıklı beslenme, yaşlılarına bakma gibi pek çok davranışı paylaşıyorlardı.Yine de atalarımızın bazı davranışlarında farklılıklar göze çarpar: Birinci ve en önemlisi, sanata ve süslenmeye dair bir ize rastlanmamasıdır. Taş işlemesinde atalarımız açısından hızlı bir gelişme ve incelik göze çarpar. Taş dışında, fildişi, kemik, boynuz gibi diğer maddelerden hazırlanmış bulgular da nadirdir.[17]

 

En Önemli Fark: Dil ve Kültür

Atalarımız ile Neanderthaller arasındaki en büyük farkın dil olduğu kanaatindeyiz. Dil, bilgi birikimini ve nesilden nesile aktarımı ile dünya üzerinde üstünlüğünü sağlayan en önemli araç olmuş olabilir.

Neandertal'ler ile sapiens'ler kültürleri arasındaki ayırt edile­mez ölçüdeki benzerlik, yaklaşık olarak 50.000 yıl önce sapiens'ler arasında birdenbire yeni teknolojiler -fırlatılan silahlar ve daha iyi kesici aletler- ortaya çıkana kadar sürmüştür...Daha gelişmiş ocaklar, daha ileri barınaklar, özellikle daha iyi giysiler kullanıyor­lardı. [18]

 

Modern davranışlar - süs eşyalarının bir şekli olarak sanat gibi- ilk defa doğu Afrika’da 40 bin yıl önce ortaya çıktı. Ve modern davranışlar, 37-36 bin yıl önce Avrupa’da görülmeye başlandı. Bu, modern insanların davranışlarını Afrika’da şekillendirdiklerini sonra Avrupa’ya taşıdıklarının göstergesi olabilir.Modern insanın görünmesinden - birkaç yüz yada bin yıl gibi -kısa sayılabilecek bir süre sonra da Neanderthal kültürleri görülmemeye başlıyor.[19]

 

Arkeolojik bulgular bir arada yaşadıkları dönemde benzer araçları kullandıklarını gösteriyor. Dolayısıyla daha az zeki olduklarını söylemek için bir sebep görünmüyor. Hatta beyinleri Ademoğullarınınkinden daha büyük. Ama ilerleyen zamanda atalarımız yeryüzünde çoğalmaya devam ederken Neanderthaller dünya sahnesinden yavaş yavaş çekildiler. Bu arada Âdemoğulları teknik konusunda sürekli bir ilerleme kaydediyorlardı.

 

Neanderthaller Ne Zaman ve Neden Yok Oldular?

Bebek ölüm oranları atalarımızdan daha yüksekti ve yetişkinlerin %20’sinden daha azı 35 yaşını görüyordu. [20]

 

Neandertaldünyası aslında çok tenha bir dünyaydı. Örneğin  Neandertallerin en yoğun  olduğu  Fransa’da bile  o  zamanlar yaklaşık  20  bin Neandertal’in yaşadığı tahmin edilmektedir.[21]

 

Yaklaşık 20.000 yıl içinde Neandertal türü yok oldu, belki de Homo sapiens'lerin yiyecek kaynaklarına ilişkin rekabetinin ve saldırılarının kurbanları oldu.[22]

 

Sapiens’in Neanderthalensis türünü (soykırımla) ortadan kaldırdığı savları tarih perspektifinden uzak görünüyor… Topluluklar birbirlerinin nerede yaşadıklarını bilip bulamayacak kadar seyrekti. Kaynaklar iki türün topluluklarına yetip artacak kadar boldu.[23]

 

Neanderthal Kültürü

Beslenme

Bitki örtüsünün çok fakir olduğu buzul koşullarında yaşayan Neandertal’lerin besi gereksinimlerinin büyük bölümünü (yaklaşık %90’ını) et yiyerek sağladıkları anlaşılmaktadır.[24]

 

Ateş

Neanderthal yerleşim alanlarında bulunan küller, ateşi kullandıklarını gösteriyor. Zaten, buzul çağında, hem de oldukça soğuk olan bölgelerde ateş olmadan varlıklarını sürdürmeleri düşünülemez.[25]

 

Giyim ve Süslenme

Fosillerinde bulunan yuvarlak dişler, onların, günümüz Eskimoları gibi, sıcak tutan deri elbiseler yaparken çoğunlukla ön dişlerini kullandıklarını kanıtlar.[26]

 

Hayvanların derilerinin ve postlarının yüzüldüğüne dair bulgulardan Neanderthalelerin giysi kullandıklarını biliyoruz. [27]

 

Hayvan dişlerini delip  kolye yapmışlardı.  O  halde hepsinde  olmasa  da bazı  Neandertal gruplarında süslenme adetinin olduğu düşünülebilir.[28]

 

Teknoloji

Çoğunlukla deri kazıyıcıları olan aletleri tam usta işiydi. Neandertal'ler, son derece incelikli bir teknoloji olan çak­maktaşı yontuculuğunda uzmandılar. [29]

 

Neanderthaller, son buzul çağı boyunca, Avrupa’da ve Batı Asya’da yaşadılar. 40 bin yıl önceye kadar, buralarda başka bir insan türünün varlığı görülmez. Bu sırada Afrika’da farklı farklı araç tipleri ve teknikleri yayılmaktaydı.[30]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Mousterian adı verilen ve Neanderthallerle ilişkilendirilen araç üretim tekniği örnekleri[31]

Toplumsal Hayat

Rusya’da Molodovo I yerinde, mamut kemiklerinden yapılmış konutlardan oluşan yerleşkeler ortaya çıkarıldı. Bunlar 10x15 metrelik alanda, 15 kadar ocağın yan yana bulunduğu yerlerdir. Yapıcılarının, insanın H.nearderthaensis türünden oldukları anlaşılmıştır. Ocakların sıklığı, söz konusu geniş konut içinde, 15 kadar aileden oluşan bir grubun kolektif bir yaşam sürdüğü yolunda yorumlanmaktadır.[32]

 

Fiziksel ve genetik olarak atalarımızdan farklı olsalar da çağdaşları olan atalarımızdan daha az gelişmiş görünmüyorlardı. Bazı ipuçlarına göre, ölülerini törenle (çiçeklerle) gömmüş olabilirdi. Hatta yalnızca ortalama beyin büyüklüğü (1550 cm3) ölçüt alınırsa, bizimkini (1350 cm3) aşıyordu. Avrupa’da ve Ortadoğu’da 50 bin yıl kadar birlikte yaşadıktan sonra birden bire yok olmalarının nedenleri tartışıldı. Şanidar’da (Irak’ta) bulunan sekiz Neanderthal fosilinden biri toplumsal yaşamları hakkında ipuçları sunmaktadır. Üzerinde yapılan incelemeler çocukluğunda çok kötü biçimde sakatlandığını, bir gözünün patladığını, çolak ve topal kaldığını, kendi geçimini sağlayamayacak duruma düştüğünü göstermiştir. Buna karşın 40 yaşlarına dek yaşayabilmiştir. Bu durum bir yandan topluluğun ona bakmasını sağlayan bir dayanışma içinde oluşuyla, öte yandan o zaman için yaşlı sayılabilecek bir kimsenin… Ama 17 neanderthalin, üstelik gövdenin üstünün 27 kemiğindeki yara izleri, yaşamlarındaki şiddetin izi sayılıyor[33].   

 

Ölümünden yıllar önce sağ kolunu kaybetmiş bir Neanderthal adamının iskeleti bulunmuştur. Bu adam yaşamı boyunca başkalarına muhtaç olmuş ve engelli olmasına rağmen içinde yaşadığı grup tarafından desteklenmiştir.[34]

 

Hasta ve sakatlara bakılıyor,  o dönemin imkânları içinde tedavileri yapılıyordu.  Buna en güzel örnek La Chapelle aux Saints Neandertal’idir; 40 yaşlarında ölen bu erkeğin iskeletinde bazı kaburgaların hayatta iken kırıldığı ve sonradan kaynaştığı anlaşılmıştır. Neandertal’in bu haliyle aktif bir yaşam sürmesi, ava katılması mümkün değildi.  O çağa göre yaşlı sayılan bu kişiye özel ilgi gösterildiği anlaşılmaktadır.  Şanidar I (Irak) Neandertali, sağlığında çok sayıda kaza geçirmiş;  başından birkaç yara almış ve iyileşmiş, sol gözü bir kaza sonucukörolmuş,  köprücük,  kürek  ve  pazı  kemiği  kırılıp,  sonradan  kaynaşarak iyileşmiştir.  Kollardan  birisi  dirsek  hizasından  kopmuş, belki  de  zamanında  yapılan  cerrahi  müdahaleyle  hayatı kurtarılmıştır.  Hasta  ve  yaşlı  Neandertallere  bakılması  bunların  50-55 yaşlarına  kadar yaşamalarını olanaklı kılıyordu.[35]

 

Neandertal kemiklerinin bazılarında travma izleri saptanmış, bunların arasında zaman içinde iyileşmiş olanlar da görülmüştür. Kırılan kemiklerin kaynaması/iyileşmesi için belli bir sürenin gerektiği bilinir; sakatlıklarının devam ettiği sürece bu kişilere başkalarının bakmış olması gerekir. Kendi başlarının çare­sine bakmaktan aciz bazı ihtiyar, hasta ve sakat birey kalıntılarına rastlanılmış olması da, gene bunlara başkalarının bakmış/yardım etmiş olduğunun somut kanıtıdır. [36]

 

İnanç

Neandertal’lerle birlikte yepyeni bir kültürel  olay kendini gösterdi.  Bu  da  öbür  dünya kavramıdır.  Bu  insanlar ölülerini gömüyordu. Neandertallere ait yaklaşık  50  mezar  saptanmıştır.  Bunlardan  en  eskisi  95  binyıl öncesine tarihlenir.  Neandertal’ler oturdukları yerde, mağara ya da bir başka mekân olsun,  ufak bir  çukur  açıyor, ölüsünü  törenle buraya gömüyordu.  Ölüye,  anne karnındaki  ceninin  pozisyonunu  vermeye  de  özen  gösteriyorlardı.Ölülerini hiçbir zaman mezara  sırtüstü  uzatmıyordu.  Elleri  baş  hizasına  getirip, dizleri  karna  çekili  halde  gömmelerinin  mutlaka  bir  nedeni  olmalıydı.  Bazen,  öbür  dünyadaki  hayatında  ölüye yardımcı olsun ya da onu korusun diye, yanma öldürdükleri hayvanların  ayaklarını,  boynuzlarını,  kimi  zaman  da taş aletlerini kovuyorlardı. Ölü, bazen yassı taşlar, bazen de dallardan hazırlanan zemin üzerine yatırılıyor, başının altına yassı bir taş konuluyordu. Çoğu kez üzerine kırmızı aşı boyası serpiliyordu.  [37]

 

Ölümlerinden sonra, örneğin ‘Fransa’da Dordogne bölgesindeki La Ferassie mezarlığında) ve Kuzey Irak’taki Şanidar’da olduğu gibi, en azından bazı bireylerin öldükleri yerde, dağda bayırda, terk edilmeyerek gömüldükleri ve bunlardan bazılarının mezarlarına da ölü hediyelerinin de bırakıldığı bilinmektedir. Ölü gömmek büyük ola­sılıkla “öbür dünya” kavramına işaret eder ve sembolik bir düşünce­nin ürünüdür. [38]

 

 

 

Dipnotlar

[1] Dilin Tarihi. Steven Roger Fisher. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları: 2015

[2]İnsan Toplumunun Kökenleri. Peter Bogucki. Kalkedon: 2013

[3] Dilin Tarihi. Steven Roger Fisher. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları: 2015

[4]Uzak Geçmişimize Dair Okumalar. Güven Arsebük. Ege: 2012

[5]The Dawn of Human Culture. Richard G. Klein. John Wiley & Sons:2002

[6] İnsanın Tarihöncesi Evrimi. Metin Özbek. Bilim ve Gelecek Kitaplığı: 2010

[7]Anthropology: The Human Challenge. William A. Haviland. Cengage Learning: 2011

[8]Anthropology: The Human Challenge. William A. Haviland. Cengage Learning: 2011

[9]Uzak Geçmişimize Dair Okumalar. Güven Arsebük. Ege: 2012

[10] Dilin Tarihi. Steven Roger Fisher. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları: 2015

[11]Biological Anthropology. Stanford, Craig B.Pearson Education: 2013

[12] İnsanlık Tarihi. Alaaddin Şenel. İmge Yayınları:

[13]Tarihin Büyük Sırları. Paul Aron. Aykırı: 2004

[14] İnsanın Tarihöncesi Evrimi. Metin Özbek. Bilim ve Gelecek Kitaplığı: 2010

[15]Biological Anthropology. Stanford, Craig B.Pearson Education: 2013

[16] Alaaddin Şenel, İnsanlık Tarihi, 85

[17]The Dawn of Human Culture. Richard G. Klein. John Wiley & Sons:2002

[18] Dilin Tarihi. Steven Roger Fisher. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları: 2015

[19]The Dawn of Human Culture. Richard G. Klein. John Wiley & Sons:2002

[20]Neanderthal. Paul Jordan. The History Press: 2013

[21] İnsanın Tarihöncesi Evrimi. Metin Özbek. Bilim ve Gelecek Kitaplığı: 2010

[22] Dilin Tarihi. Steven Roger Fisher. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları: 2015

[23] Alaaddin Şenel, İnsanlık Tarihi, 125

[24]Uzak Geçmişimize Dair Okumalar. Güven Arsebük. Ege: 2012

[25]Neanderthal. Paul Jordan. The History Press: 2013

[26] Dilin Tarihi. Steven Roger Fisher. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları: 2015

[27] Dünya Tarihi – I.Cilt, J.M.Roberts

[28] İnsanın Tarihöncesi Evrimi. Metin Özbek. Bilim ve Gelecek Kitaplığı: 2010

[29] Dilin Tarihi. Steven Roger Fisher. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları: 2015

[30]Neanderthal. Paul Jordan. The History Press: 2013

[31]Anthropology: The Human Challenge. William A. Haviland. Cengage Learning: 2011

[32] Alaaddin Şenel, İnsanlık Tarihi, 166

[33] Alaaddin Şenel, İnsanlık Tarihi, 85

[34] Dünya Tarihi – I.Cilt, J.M.Roberts

[35] İnsanın Tarihöncesi Evrimi. Metin Özbek. Bilim ve Gelecek Kitaplığı: 2010

[36]Uzak Geçmişimize Dair Okumalar. Güven Arsebük. Ege: 2012

[37] İnsanın Tarihöncesi Evrimi. Metin Özbek. Bilim ve Gelecek Kitaplığı: 2010

[38]Uzak Geçmişimize Dair Okumalar. Güven Arsebük. Ege: 2012