Mısır’ın Fransızlar Tarafından İşgali (1798)

Fransa Avrupa’nın tartışmasız en güçlü devleti olduğunu rakiplerine kabul ettirmişti. Fransa’nın mutlak anlamda üstünlüğünü kabul ettiremediği tek ülke, kıta Avrupa’sının dışında bir ada devleti olan İngiltere idi.Doğu Akdeniz, Yakındoğu ve Hindistan gibi stratejik, siyasi ve ticari açıdanson derece önemli bölgeler üzerinde sömürgeci iki devletin uzlaşması da pekmümkün değildi. Fransa’nın Avrupa’nın mutlak hâkimi olma hedefini gerçekleştirmesi, karadasavaşamadığıİngiltere’yi Britanya Adası’na denizden yapacağı bir çıkarma ile dizegetirmekle mümkün olabilirdi. Hükümetinin onayladığı bu askeri operasyon, İngiltere’nin devrinin en güçlü donanmasına sahip olmasından ötürü, son derece riskli görünmekteydi. Hükümet, bu zor ve tehlikeli operasyonu General Napolyon Bonapart’a havale etti.[1]

 

Napolyon ve dostu olan dışişleri bakanı Talleyrand birlikte alternatif bir proje hazırladılar. Buna göre; Doğu Akdeniz’de ve özellikle İngiltere’nin Hindistan’la bağlantısını sağlayan güzergâhta son derece stratejik birkonumda olan Mısır’ın işgali, İngiltere’nin dize getirilmesini sağlayacaktı. Plana göre; bu dönemde eski gücünden çok uzakta olan Osmanlı Devleti’nin toprağı olanMısır’ın işgali, Britanya Adası’na denizden çıkarma yapmaktan hem daha kolayhem de çok daha az riskli görülmekteydi. Üstelik Napolyon’un siyasi hayalleri bununla da sınırlı değildi. Genç general şartlar elverdiği takdirde, Mısır’ı aldıktan sonra Suriye’ye geçmek ve oradan İstanbul’a yürümek, ardından Viyana üzerinden ülkesine dönerek Osmanlı ve Avusturya gibi iki büyük imparatorluğa son vermekemelindeydi. İşgal planı onaylandıktan sonra Fransa ve İtalya limanlarında yapılan askeri hazırlıklar sonucunda, Napolyon 280 parçadan oluşan donanma ve yaklaşık 40 binaskerle Tulon Limanı’ndan demir aldı (19 Mayıs 1798).[2]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[3]

Bu işgal girişimi karşısında Mısır Valisi Lokmacı Ebubekir Paşa, Kölemenlerden Murat Bey’in komutasında oluşturulan direniş ordusu stratejik bölgelere konuşlandı. Kölemen süvarilericansiperane bir direniş gösterdilerse de düzenli ve kıyaslanmayacak kadar güçlüFransız ordusu 21 Temmuz 1798’de yapılan Piramitler Savaşı’ndan galip çıkınca,Kahire’ye kolaylıkla hâkim oldu (25 Temmuz 1798).[4]

 

Bonapart'ın başarılarından ve özellikle Mısır'ı ele geçirmesinden son derece rahatsız olan İngilizler, Mısır fethinden dokuz gün sonra, Fransız donanmasını Abukir Koyu'nda kıstırdılar. Meşhur İngiliz amirali Nelson'ın komutasında bulunan İngiliz donanması, Fransız donanmasını perişan etti. Fransa ile bütün irtibatım kesti. Napolyon Bonapart da fethettiği Mısır'da âdeta mahpus hâline geldi (1 Ağustos 1798).[5]

 

Rusya, ihtilalin tesirinden çarlığı korumak için Fransa’ya karşı Osmanlı Devletiyle ittifak kurdu. Karadeniz’den Akdeniz’e geçirilen Rus filosu, Osmanlı donanmasıyla birlikte hareket etti. Arnavut sahillerinin muhafazası ve Venediklilerden Fransa’ya geçen yerlerin alınmasıyla vazifelendirilen Tepedelenli Ali Paşa, Preveze’de Fransızları mağlup etti. Osmanlı-Rus donanması Zenta ve Kefalonya adaları sahilindeki Fransız gemilerini mağlup edip, bir kısmını da zaptetti. Bu muvaffakiyetler üzerine, İngiltere ve Rusya ile antlaşma imzalanarak, ittifaka resmilik kazandı. Fransız donanması imha edildiğinden Napolyon Bonapart Osmanlı ülkesinde mahsur kalmıştı. [6]

 

Napolyon Bonapart, Mısır’dan çıkış yolu bulmak ve Suriye’ye hakim olmak için, Akka’yı kuşattı.[7]Bunu başarabilirse hem sömürgelerini genişletebilecek ve Hint yolunutartışmasız bir biçimde kontrol edebilecek, hem de Osmanlı Devleti’ni güneydentehdit ederek barışa zorlayacaktı. Fransız ordusu bu hedef ve beklentilerle, Şubat 1799’da on sekiz bin kişilik birorduyla Mısır’dan Suriye’ye hareket etti. Başlangıçta önemli bir direniş görmedenel-Ariş’i, Gazze’yi ve Remle’yi ele geçirdi. 7 Mart 1799’da Yafa’da direnişle karşılaşınca, sivil-asker ayrımı yapmadan büyük bir katliam gerçekleştirerek Akka’ya kadar ilerledi. Akka Valisi Cezzar Ahmed Paşa’nın hazırlıklı oluşu ve kararlı duruşu,Napolyon için sonun başlangıcı oldu.Kölemenler ve bedevilerin desteği ve merkezden gönderilen Nizâm-ı Cedîd birlikleriyle yapılan müdafaa karşısında, Fransızlarkayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı (21 Mayıs 1799). Böylece İhtilal Savaşları’nın yenilmez komutanı General Napolyon Bonapart ilk kez ciddî bir mağlubiyeti tatmış oldu.[8]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[9]

Napolyon, “Akka olmasaydı, Doğu İmparatoru olurdum.” diyerek, büyük hayallerle kendisine bağlanan Fransız ordusunu veba salgını, sefalet ve mağlubiyetle önce Kahire’ye çekip, sonra da yüzüstü bırakarak, 1799 yazında gizlice Fransa’ya kaçtı.[10]Kısa zamanda muhalefet rüzgârını da arkasını alan Napolyon, askeri bir darbeyle meclisi feshedip I. Konsül unvanıyla yönetimi ele aldı (9 Kasım 1799).[11]

 

Mısır’da kalan Fransızlar, Osmanlılara mukavemet ettilerse de, üst üste mağlubiyete uğradılar. 27 Haziran 1801 tarihinde imzalanan tahliye mukavelesiyle Fransızlar Mısır’ı boşalttı. [12]Fransa 25 Haziran1802’de Osmanlı Devleti ile Paris Antlaşması’nı imzalayarak Mısır’da yenilgiyi resmen kabul etti. Paris Antlaşması’nagöre; Fransa Birleşik Yedi Ada Cumhuriyeti’nitanıyor ve Mısır’ın Osmanlı Devleti’ne aidiyetini resmen kabul ediyordu. BöyleceBabıâli, kurduğu ittifaklarla desteklediği dört yıllık siyasi-askeri mücadele ve bunun getirdiği ağır mali faturayı ödeyerek Mısır’a yeniden sahip olabildi.[13]

 

Mehmet Ali Paşa’nın Yönetimi Ele Alması

Fransızların çıkarılmasından sonra Mısır’da yeni birdüzen kurmayı hedefleyen Osmanlı Devlet’inin önünde iki önemli engel vardı: Kölemenler ve müttefik İngilizlerin askeri varlığı. Kölemenler, savaş sonrası statülerinin ne olacağı konusunda ciddi endişeler taşımaktaydı. Osmanlı kara ve deniz kuvvetlerinin Mısır’da bulunması ve döneceklerine dair bir işaret bulunmaması, Kölemenlerin endişelerini zirveye taşıyan ve İngilizlerden himaye talebinde bulunmalarına yol açan en önemli etken olmuştur.Kölemenlerin himaye talebi, Akdeniz hâkimiyeti ve sömürgelerine giden ticaret yollarının güvenliğini her şeyden önemli gören İngiltere için bulunmaz bir fırsattı. [14]

 

İngiliz kuvvetlerinin bir kısmıİskenderiye’ye, Kölemenler yukarı Mısır’a, vali Hüsrev Paşa ise Kahire’ye hâkimdi. Bu manzara karşısında Osmanlı Devleti’nin Mısır’a yeniden hâkim olduğunu söylemek hayli güçtü. Çünkü Kölemenleri paravan olarak kullanan İngilizler deMısır’ın idaresine ortak olmuşlardı. Vali Hüsrev Paşa, İngilizlerin himaye ve desteğiyle yukarı Mısır’a yerleşen Kölemenlerin üzerine defalarca asker gönderdiyse debaşarılı olamadı.[15]

 

İngilizler, ancak gelecekte siyasi şartlar uygun olduğunda Mısır’a göndermek üzere Elfi Mehmet Bey ile on beş kadar Kölemeni de yanlarına alarak 11 Mart 1803’teMısır’dan ayrıldılar. Kölemenler hakkında genel af ilanı ve İngilizlerin ülkelerinedönmesiyle, Mısır’da 1798’den beri süregelen savaş ve nüfuz mücadelesi dönemide sona ermiş oldu.Ama İngiltere 16 Şubat 1804’te Elfi Mehmet Bey’i lider adayı olarak Mısır’agönderdi. Buna karşın Babıâli ise İngiltere’nin olası askeri müdahalesine karşı savaş hazırlıklarına hız verdi. [16]

 

Aslen Konya’dan Drama’ya göçen ve bugün Yunanistan’ın sınırları içinde kalan Kavala’da doğan Mehmed Ali (Paşa), Mısır’ın Fransa tarafından işgali üzerine (1798) bölgeye gönderilen ordunun neferlerinden biriydi. Fransızların Mısır’ı boşaltmasından sonra (1802), zeka ve kabiliyeti sayesinde merkez kuvvetleri ile yerel güç odakları Kölemenlerin çekişmesinden yararlanarak valilik makamı için en önemli isim haline geldi. Bu nedenle Babıâli; yıllık vergiyi ödemek, Hicaz’ı işgal eden dini-siyasi bir hareket olan Vehhabi isyanını bastırmak şartlarıyla Kavalalı Mehmed Ali Paşa’yı Mısır valisi olarak atadı (Temmuz 1805). Kavalalı, 1807’de İskenderiye’ye çıkartma yapan İngilizleri geri püskürtmeyi başardığı gibi, Vehhabi isyanını da bastırdı. Sudan’ı ele geçirdikten sonra tarım ve ticaret alanında önemli reformlar gerçekleştirdi. Fransız subayların katkısıyla Batı tarzında eğitim kurumları ve güçlü bir ordu tesis etti.[17]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[18]

 

 

 

 

Dipnotlar

[1] Osmanlı Tarihi (1789-1876), Anadolu Üniversitesi

[2] Osmanlı Tarihi (1789-1876), Anadolu Üniversitesi

[3]http://tr.wikipedia.org/wiki/III._Selim

[4] Osmanlı Tarihi (1789-1876), Anadolu Üniversitesi

[5] Resimli Osmanlı Tarihi, Yavuz Bahadıroğlu

[6]http://osmanlilar.gen.tr/1699-1923.asp

[7]http://osmanlilar.gen.tr/1699-1923.asp

[8] Osmanlı Tarihi (1789-1876), Anadolu Üniversitesi

[9]http://www.sembolog.com/wp-content/uploads/2013/06/napolyon6.jpg

[10]http://osmanlilar.gen.tr/1699-1923.asp

[11] Osmanlı Tarihi (1789-1876), Anadolu Üniversitesi

[12]http://osmanlilar.gen.tr/1699-1923.asp

[13] Osmanlı Tarihi (1789-1876), Anadolu Üniversitesi

[14] Osmanlı Tarihi (1789-1876), Anadolu Üniversitesi

[15] Osmanlı Tarihi (1789-1876), Anadolu Üniversitesi

[16] Osmanlı Tarihi (1789-1876), Anadolu Üniversitesi

[17] Osmanlı Tarihi (1789-1876), Anadolu Üniversitesi

[18]http://tr.wikipedia.org/wiki/Kavalal%C4%B1_Mehmet_Ali_Pa%C5%9Fa

III. Selim(1789-1807, 18 yıl) 

Osmanlılar