top of page

Eğer işler umulduğu gibi gitse idi II. Abdülhamid’in sultan olması veya en azından bu derece erken tahta geçmesi mümkün değildi. Bu yüzden O, daha ziyade sivil hayatı tercih etmiş ve devlet işlerinden uzakta kalmıştı. 1861 yılından sonraki Şehzadelik hayatı Maslak’taki köşkü, Tarabya’daki yazlığı ve Kâğıthane’deki çiftliği arasında geçti. Borsa, ticaret ve ziraat ile uğraşarak halkın içinde hayatını sürdürdü. Spor ve avlanma dışında sınırlı bir eğlence hayatı vardı. Sağlığına özen gösteriyor, içki ve diğer aşırı zevklerden uzak duruyordu. Bir Şehzade olarak zamanında gerekli eğitimi almıştı ayrıca amcası Sultan Abdülaziz’in Avrupa seyahatinde onunla birlikte olmuş ve dünyayı tanıma fırsatı bulmuştu. Eğitimi ve bu tecrübesi ileride devlet işlerini yürütmesine büyük katkılar sağlayacaktır. [1]

 

Değişikliğin gerekliliğine kanat getiren Yeni Osmanlılar, tahta geçmesi bir zaruret haline gelen II. Abdülhamid ile görüşmeler yaparak, beklentilerini ilettiler, ayrıca padişah olması halinde onun ne yapacağını, nasıl bir siyaset takip edeceğini anlamaya çalıştılar. Bu görüşmelerin içeriği tam olarak bilinmemekle birlikte, Yeni Osmanlılar’ın anayasal sisteme geçişi sağlamasını ve kendilerinden bazılarının sarayda ve yüksek makamlarda görevlendirilmesini istedikleri rivayet edilmektedir.[2]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[3]

30 Ağustos 1876 tarihinde Topkapı Sarayı Kubbealtı’nda yapılan Meclis-i Vükela (Bakanlar Kurulu) toplantısında, V. Murad’ın artık saltanatı sürdüremeyeceği ve tek çarenin yeni bir Sultanın tahta geçmesi olduğu kararı alınmıştı. Mesele zaten bundan haberdar olan Şehzade Abdülhamid’e tebliğ edildi ayrıca ertesi gün bütün üst düzey görevlilere Topkapı Sarayı’nda toplanmaları için davetiye gönderildi. 31 Ağustos 1876 tarihinde saraya gelen II. Abdülhamid, Kubbealtı’nda resmi biatleri (bağlılık bildirme) kabul etmeye başladı. Aynı sıralarda V. Murad’a da tahtan alındığını bildiren hal fetvası tebliğ edildi. Zaten sinir sistemi bozuk olan V. Murad bu haber üzerine daha da sinirlenerek durumu kabullenmekte zorlandı ise de, görevliler tarafından alınarak geri kalan hayatını geçireceği Çırağan Sarayı’na nakledildi.[4]

 

Abdülhamid artık, resmen ve halkın gözünde Osmanlı Sultanı idi. İşlere hızlı bir şekilde adapte oldu. İlk günlerde yabancı devlet elçilerinin itimatnamelerini tek tek kabul etti. Adet olmamasına rağmen, bürokrasi ve askeri erkân ile akşam yemekleri yiyip, devlet işleri hakkında onların fikirlerini aldı. Hastanelere giderek, özellikle Balkanlar’daki son savaştan gelen yaralıları ziyaret etti. Böylece kısa zamanda herkesin takdirlerini kazandı. [5]

 

Tahta çıktığında onu bir kısmı dâhilî bir kısmı da haricî olmak üzere dört önemli sorun bekliyordu. Birincisi, kendisinin tahta geçmesini arzu eden Yeni Osmanlıların talepleri idi. İkinci husus, Balkanlar’daki gelişmelerdi. Üçüncüsü, Balkanları bir bahane ile işgal etmek isteyen Rusya’nın ve Avusturya’nın politikalarıydı. Dördüncü sorun ise Paris Anlaşması’ndan itibaren İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı Devleti’nde bitip tükenmeyen reform talepleri idi.[6]

 

 

 

Dipnotlar

[1] Osmanlı Tarihi (1876-1918), Anadolu Üniversitesi

[2] Osmanlı Tarihi (1876-1918), Anadolu Üniversitesi

[3]http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Abdul_Hamid_II_BNF_Gallica.jpg

[4] Osmanlı Tarihi (1876-1918), Anadolu Üniversitesi

[5] Osmanlı Tarihi (1876-1918), Anadolu Üniversitesi

[6] Osmanlı Tarihi (1876-1918), Anadolu Üniversitesi

II.Abdülhamid (1876-1909, 33 yıl) 

Osmanlılar

bottom of page