Fransa’nın Cezayir’i İşgali (1830)

Cezayir, Cebelitarık Boğazı’na yakınlığı dolayısıyla Batı Akdeniz’de stratejik açıdan önemli bir yerdi. 1534 yılında Barbaros Hayrettin Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılan Cezayir, daha sonra fethedilen Tunus ve Trablusgarp ile birlikte “Garp Ocakları” adıyla teşkilatlandırılmış ve burada özel bir yönetim kurulmuştu. Garp Ocakları, genel anlamda yarı bağımsız bir yönetime sahipti; beylerbeyi ya da valiler merkeze bağlı olmakla birlikte, diğer devletlerle antlaşma imzalamak, dış borç almak-vermek gibi konularda bağımsız hareket edebiliyorlardı. Garp Ocakları’nın bir parçası olan Cezayir, XVII. yüzyıl sonlarından itibaren yeniçeri ocağının temsilcileri tarafından seçilen “Dayılar” tarafından yönetilmeye başlandı.[1]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[2]

Garp Ocakları içinde en büyük donanmaya sahip olan Cezayir’de, eyalet gelirleri büyük oranda korsanlık yoluyla elde ediliyordu. Akdeniz dışında da faaliyet gösteren korsanlar, zamanla Cebelitarık Boğazı’nı geçip Kanarya Adaları, İngiltere, İrlanda, Hollanda, Danimarka, hatta İzlanda Adası’na kadar uzandılar. Öte yandan 1798’te Mısır’ı işgal eden Fransızlara karşı Ebukır deniz savaşını (1798) kazanan İngilizler, Trafalgar deniz savaşında (1805) da rakiplerini yenerek Akdeniz’in tartışmasız en güçlü donanmasına sahip olduklarını ispat ettiler. Avrupa’da koalisyon savaşları sonucunda Napolyon Bonapart tehlikesi ortadan kaldırılınca, 1815’te yapılan Viyana Kongresi’nde İngiltere’nin isteğiyle korsanlığın kaldırılması yönünde karar alındı. Akdeniz havzasında hayati çıkarları olan İngiltere, bu kararı uygulama görevini de üstlendi ve Cezayir’e bir donanma gönderdi (1816). Hollanda filosunun da katıldığı bu donanma, Cezayir şehrini topa tuttu ve gemileri batırdı. Bunun üzerine Cezayir dayısı, esir Hıristiyanları iadeyi ve savaş tazminatı ödemeyi kabul ederek İngiltere ve Hollanda ile anlaşmak zorunda kaldı. [3]

 

Cezayir’le ilgili siyasi projeleri XVII. yüzyıla dayanan Fransa, Osmanlı Devleti’nin tam anlamıyla karada ve denizde enerjisini tükettiğinin farkındaydı. Açık denizlerde eski gücünü kaybeden Fransa, Cezayir’i ele geçirmek suretiyle Batı Akdeniz’de sömürge sahibi olacağı gibi İngiltere’ye karşı üstünlüğü ele geçirecek, Akdeniz ticaretinden daha büyük pay alacaktı.Bazı olayları bahane eden Fransa Cezayir sahillerini abluka altına aldı (Haziran 1827). Ağustos ayında ise Osmanlı Devleti’ne durumu bildiren ve dayıyı cezalandırmak için izin isteyen bir nota verdi. O sırada Yunan isyanıyla uğraşmakta olan Babıâl’nin, Cezayir’e askeri yardım gönderme imkânı yoktu.[4]

 

Fransa bu avantajlı durumuna rağmen, başta İngiltere olmak üzere diğer devletlerin tepkisinden çekindiğinden Cezayir’i hemen işgal edemedi. 1830’a gelindiğinde ciddi bir iç bunalım yaşayan Fransa hükümeti, kamuoyunun dikkatini dışarı çekmek ve prestij kazanmak için Cezayir’e büyük bir donanma ve kalabalık bir ordu gönderdi. Bu kuvvetle Cezayir’e çıktılar ve başkent hükmündeki Cezayir şehrini işgal ettiler (5 Temmuz 1830). Fransızların ilk işi, yerli halkı daha kolay idare edebilecekleri düşüncesiyle Türk unsurları sürmek oldu. Bununla beraber Cezayir’in tümünü ele geçirmeleri, ancak Emîr Abdülkâdir komutasındaki direnişçilerin yenilmesiyle mümkün olabildi (1847). İçinde bulunduğu şartlar nedeniyle Cezayir’in işgalini sadece protesto etmekle yetinen Babıâli, direnişçilerin yenilmesi ve Avrupalı devletlerinin de işgali onaylamaları karşısında mecburen durumu kabullendi. Böylece Kuzey Afrika’da ilk kez toprak kaybeden Osmanlı Devleti, güçlü bir sömürgeci devlet olan Fransa ile doğrudan sınır komşusu oldu.[5]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Emir Abdülkadir [6]

 

 

 

Dipnotlar

[1] Osmanlı Tarihi (1789-1876), Anadolu Üniversitesi

[2]http://www.tasam.org/tr-TR/Icerik/4902/simdi_cezayiri_niye_hatirladilar_

[3] Osmanlı Tarihi (1789-1876), Anadolu Üniversitesi

[4] Osmanlı Tarihi (1789-1876), Anadolu Üniversitesi

[5] Osmanlı Tarihi (1789-1876), Anadolu Üniversitesi

[6]http://tarihkalesi.com/cezayirin-kahraman-aslani-emir-abdulkadir-el-cezairi/

II.Mahmud(1808-1839, 31 yıl) 

Osmanlılar