top of page

Tahta Çıkışı (1481) – 34 Yaşında

Fatih’in devlet teşkilatının kaidelerini ve toplumsal yapının yerleşik kurallarını değiştirmeye yönelik reformları, toplumun bazı kesimlerinde tepki doğurmuştu. Askerler, sonu gelmez seferlerin yoruculuğundan şikâyet ediyor; eski devirlerin imtiyazlı aileleri, devletin mülklerine el koymasından sızlanıyorlardı.[1]

 

Babasıyla arası açık olan Amasya valisi Şehzade Bayezid, Karamanî Mehmed Paşa’nın sadaretinde uygulamaya konulan toprak reformunu, yönettiği topraklarda uygulatmayacağını duyurup bir hayli taraftar toplamıştı. Şehzade Bayezid’in bu tutumu, babasının vefatından sonra başlayan taht mücadelesinde, Fatih’in başlattığı reformları devam ettirme düşüncesinde olan kardeşi Cem’e karşı büyük bir kamuoyu desteği kazanmasını sağladı. [2]

 

Babalarının ölümünde II. Mehmed’in iki oğlundan büyük olanı şehzade Bayezid Amasya’da, küçük olanı şehzade Cem ise Konya’da sancak beyi olarak bulunuyordu. Karamani Mehmed Paşa’nın da dahil olduğu ileri gelen vezirler, Bayezid’ı İstanbul’a davet ettiler. Bununla birlikte kaynaklarda Karamani Mehmed Paşa’nın el altından Cem Sultan’a da haber gönderip İstanbul’a davet ettiği yazılmaktadır. Bunda Karamani Mehmed Paşa’nın kendisinin de taraftar olduğu reformları sürdürecek isim olarak Şehzade Cem’i görmesi ve II. Mehmed’in de vefatından önce, kendisinden sonra tahta geçecek isim olarak Cem’i tercih ettiğine dair çıkarılan haberler önemli rol oynamıştı. Fakat Bayezid’in büyük oğul oluşu onu avantajlı kılmaktaydı; ayrıca Osmanlı saltanat sisteminde tahta geçecek bir varisin önceden tespiti diye bir uygulama yoktu. Verasetin güçlü olan şehzadeye ait olduğu bir rejimde babaların yerlerine aday göstermeleri herhangi bir anlam taşımıyordu. [3]

 

II. Mehmed’in saltanatının son dönemlerinde devlet işleri tamamen veziriazam Karamani Mehmed Paşa’nın elindeydi; Karamani Mehmed Paşa toprak siyasetinden ve yeni vergilerden sorumluydu. Bu anlamda gerçekleştirilen mali uygulamalardan rahatsızlık duyanlar, yeni vergilerin ve alınan bazı sert tedbirlerin onun tarafından padişaha kabul ettirildiğini düşünmekteydiler. Öte yandan onun devlet idaresinde de kul asıllı kimseleri iktidardan uzaklaştırdığı; Osmanlı Devleti’nin en büyük idari organı olan divan-ı hümayuna ulema ve kâtip sınıfından kimseleri vezir olarak soktuğu kanaati hâkimdi. İshak Paşa ve Gedik Ahmed Paşa gibi kul asıllı vezirler, Karamani Mehmed Paşa’ya karşı bir nefret beslemekteydiler. II. Mehmed vefat ettiğinde bu iki grup arasındaki mücadele İstanbul’da meydana gelen bir isyanla birlikte büyük bir hesaplaşmaya dönüşmekte gecikmedi. [4]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[5]

Bayezid’in damatları Hersekzade Ahmed Paşa ve Anadolu beylerbeyi Sinan Paşa, yeniçeri ağaları Kasım ve Rüstem ağalar ile İshak Paşa yukarıda değinilen nefretin bir yansıması olarak Karamani Mehmed Paşa aleyhine yeniçerileri tahrik ettiler. Bu gelişme üzerine yeniçeriler ayaklanarak İstanbul’da ortamı Bayezid’in lehine çevirdiler. Bayezid’in sultan olması için nümayiş yapan yeniçeriler Karamani Mehmed Paşa’nın evini basıp onu katlettiler. Bununla da yetinmeyip ticaret yerlerine yönelik bazı yağma hareketlerinde bulundular. Osmanlı tarihçisi Neşri’ye göre bu yağma hareketleri on altı gün sürmüştür. Sonunda yeniçeriler İshak Paşa tarafından sakinleştirilirken, o esnada İstanbul’da bulunan Bayezid’in oğlu Korkut babasına vekâleten tahta geçirildi. [6]

Şehzade Bayezid, kalabalık bir maiyet ve 4000 atlı askerle Üsküdar’a ulaştı. Henüz saraya girmeden önce yeniçeriler tarafından önü kesilen Bayezid, onlara İstanbul’da ortaya çıkan karışıklıklar dolayısıyla mesul tutulmayacakları garantisini verdi. Bu karışık ortamda yeni padişah 21 Mayıs 1481 tarihinde saraya girebildi. [7]

 

Yeni sultana, babası gibi sık sık yeni akça çıkarmama, emlâk ve evkafı sahiplerine geri verme koşulları kabul ettirildi. Bayezid'e nüfuzlu bir kişi tarafından yazılan mektupta, babasının siyasetini terk etmesi ve dedesi II. Murad'ın siyasetine dönmesi tavsiye ediliyordu. [8]

 

Cem Sultan Olayı

Cem Sultan, ağabeyi Bayezid'in tahta çıktığını duyar duymaz isyan bayrağını açtı. "Bayezid, babamızın şehzadeliği sırasında dünyaya gelmiştir, ben ise babamızın Padişahlığı sırasında doğdum; saltanat hakkı benimdir!" diyordu. [9]  Böylece Osmanlı devleti, II. Bayezid ile Cem Sultan arasında uzun süren ve en sonunda Avrupa'nın da içine karıştığı bir taht kavgasına sahne oldu. [10]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[11]

Taraftarlarıyla Bursa üzerine yürüdü. Osmanlıların eski taht şehri Bursa'ya girdi. Orada saltanatını ilan etti. Adına hutbe okuttu ve para bastırdı. (28 Mayıs 1481). Bursa'da tahta çıkan Cem Sultan, bir toplantı yaptı. Nasıl davranılması gerektiğini sordu. "Kardeşimiz Bayezid, koca Osmanlı ordusuyla üzerimize gelirse, dayanmamız imkânsızlaşır Mahvoluruz! Bir çare söylensin..." Kumandanlardan biri: "Devleti taksim etme teklifinde bulunun" dedi, "Rumeli bütünüyle Bayezid'in olsun, ama Anadolu topraklarının saltanatını da size bıraksın. Belki razı olur..." Cem Sultan'ın adamları teklifi Bayezid'e götürdüler. Bayezid'in kaşları çatıldı. Elçilere dik dik baktı: "Osmanlı Devleti nazlı ve namuslu bir gelindir, iki sahip kabul etmez" dedi; "Varın karındaşımıza söyleyin, bu davadan vazgeçsin. Kendisini ve adamlarını sonu belirsiz maceralara atmasın. Kardeşkanının akmasına sebep olmasın... Dünya saltanatı bütün bunlara değmez. İstediği yerde istediği vilayeti verelim, yeterince maaş bağlayalım, rahat etsin." Cem Sultan, kabule yanaşmadı. [12]

 

Yenişehir ovasında yapılan savaşı kaybeden Cem Sultan, yanındaki çok az sayıdaki askerle savaş alanından kaçarak Konya’ya doğru ilerledi. Cem Sultan da önce Adana’ya, oradan da Haleb’e geçerek Memlük Sultanlığı’na sığındı. Bu durum II. Bayezid için sadece geçici bir rahatlama sağladı. [13]

 

Memlüklere sığınan Cem Sultan, bu süre zarfında Hacca gidip geldikten sonra Karaman’daki taraftarlarının da tahrikiyle beraberindeki yaklaşık 20.000 askerle 19 Mayıs 1482’de Anadolu’ya girerek Konya’ya doğru yöneldi. Gedik Ahmed Paşa kumandasındaki Osmanlı kuvvetleri ile karşılaşan Cem Sultan, bu orduyu dağıttıktan sonra kendisiyle birlikte hareket eden Karamanoğlu Kasım Bey’le beraber Konya’yı kuşattı. Bu kuşatma üzerine II. Bayezid Anadolu’ya yeni bir sefer daha düzenledi. [14]

 

Bayezid, kardeşine bir mektup gönderdi. Satırların sonlarına doğru şöyle diyordu:”Padişahlık bize kısmetmiş. Buna niçin razı olamıyorsun? Bir de hacılık dava ediyordun. Dünya saltanatı buna değer mi?” Son sözü kılıçlar söyledi. Cem Sultan bir kere daha Bayezid'e yenildi. Adamlarının ısrarı üzerine Rodos Şövalyeleri'nden sığınma hakkı istedi. Rodos Şövalyeleri bu isteği çıkarlarına uygun bulduklarından kabul ettiler. Fatih'in talihsiz ve tedbirsiz şehzadesi Cem, 29 Temmuz 1482 Pazartesi günü Rodos'a çıktı. [15]

 

Şehzade Cem'in hikâyesi uzun ve acıdır. Koca Osmanlı şehzadesi, Rodos Şövalyeleri'nin elinde oyuncak olmuştu. O kaleden bu kaleye götürülüp getiriliyordu. Bir taraftan Cem'i kullanarak Bayezid'den para sızdırmaya çalışıyor, diğer taraftan Cem'i papaya satmak için pazarlık ediyorlardı. Bir gün Rodos'tan Fransa'ya götürmek için yola çıkardılar (1 Eylül 1482). Rodos Şövalyeleri'nin papayla pazarlığı altı yıldan fazla sürdü. Cem Sultan tam 6 yıl 3 ay 26 gün Rodoslulann Fransa'daki şatolarında kaldı. Kaleden kaleye, kuleden kuleye götürüldü. [16]

 

Hristiyan devletleri, Cem'i Sultan Bayezid'e karşı kullanıyordu. Ona asker verip Osmanlı topraklarına saldırtmak tehditlerini ileri sürüp, isteklerini Osmanlılardan koparmak çarelerini arıyorlardı. Nihayet papaya satılan Cem Sultan, İtalya'ya götürüldü. İtalya'da altı seneye yakın kaldı. Nihayet 24-25 Şubat 1495'te hayata gözlerini yumdu. Ölmeden biraz önce, adamlarına şunları söyledi: "Benden sonra kardeşim Sultan Bayezid'e gidin. Söyleyin, cesedimi reddetmesin. Cenazemi kâfir topraklarında bırakmasın. Müslüman topraklara götürüp gömsün. Anamı, kızımı, yakınlarını korusun. Hepsini ona emanet ediyorum..." [17]

 

Cem Sultan'ın ölüm haberine Padişah Bayezid samimiyetle üzüldü. İstanbul'da üç gün süreyle bütün dükkânların kapatılmasını emretti. Bu süre içinde camilerde Kur'an-ı Kerim hatmedildi. Cem Sultan'ın ruhuna mevlitler okundu, dualar edildi. Ve yine padişahın emriyle bütün Osmanlı topraklarında "gaib" cenaze namazları kılındı. [18]

 

Cem’in ölümü Osmanlı tarihinde önemli bir safhanın da sonu oldu. Bu tarihe kadar olan dönemde II. Bayezid dış politikada itidalli davranmak durumundaydı; ona karşı Cem Sultan kozunun kullanılabileceğini çok iyi bildiği için diplomasinin bütün imkânlarından faydalanarak kendisine ve Osmanlı Devleti’ne yönelik bir taarruzun önüne geçmeyi başardı. Bununla birlikte, bu süre zarfında babasından kendisine tevarüs eden birçok iç sorunla yüzleşmek zorunda kaldı. Bu tarihten sonra da dış politikada daha atak bir siyaset izlemeye başladı. [19]

 

 

 

 

 

Dipnotlar

[1] Osmanlı Tarihi (1300-1566), Anadolu Üniversitesi

[2] Osmanlı Tarihi (1300-1566), Anadolu Üniversitesi

[3] Osmanlı Tarihi (1300-1566), Anadolu Üniversitesi

[4] Osmanlı Tarihi (1300-1566), Anadolu Üniversitesi

[5] http://www.devletialiyyei.com/osmanli-devleti-sultanlari/sultan-ii-bayezid-544.html

[6] Osmanlı Tarihi (1300-1566), Anadolu Üniversitesi

[7] Osmanlı Tarihi (1300-1566), Anadolu Üniversitesi

[8] Devlet-i Aliyye, Halil İnalcık

[9] Resimli Osmanlı Tarihi, Yavuz Bahadıroğlu

[10] http://tr.wikipedia.org/wiki/II._Bayezid

[11] http://tr.wikipedia.org/wiki/II._Bayezid

[12] Resimli Osmanlı Tarihi, Yavuz Bahadıroğlu

[13] Osmanlı Tarihi (1300-1566), Anadolu Üniversitesi

[14] Osmanlı Tarihi (1300-1566), Anadolu Üniversitesi

[15] Resimli Osmanlı Tarihi, Yavuz Bahadıroğlu

[16] Resimli Osmanlı Tarihi, Yavuz Bahadıroğlu

[17] Resimli Osmanlı Tarihi, Yavuz Bahadıroğlu

[18] Resimli Osmanlı Tarihi, Yavuz Bahadıroğlu

[19] Osmanlı Tarihi (1300-1566), Anadolu Üniversitesi

II. Beyazıd (1481-1512, 31 yıl) 

Osmanlılar

bottom of page