Adiy bin Hatim’in Müslüman Olması 

Adiy, Tayyi kabilesinin önde gelenlerinden birisiydi. Kabilesi içinde şerefli, hitabeti güçlü, hazır cevap, faziletli ve cömert birisi olarak bilinirdi. Hz.Peygamber Ali’yi Tayyi kabilesinin putu Füls’ü yıkmak üzere görevlendirmişti. Adiy Şam’a kaçmış, kız kardeşi Saffane ise esir düşmüştü. Fakat Hz.Peygamber Saffane’yi serbest bırakmış, yanına binilecek hayvan ve yol azığı verip, birkaç kişiyle birlikte Şam’a göndermişti.

 

Adiy bin Hatim der ki:

Saffane akıllı bir kadındı. Onunla konuştum:

- Şu zat hakkındaki görüşün nedir?
- Vallahi, acele Ona katılmanı uygun görürüm. Eğer kendisi peygamberse, Ona katılmakta başkalarını geçmen bir fazilet ve üstünlüktür. Eğer O bir hükümdarsa, sayesinde Yemen’deki saltanatını kaybetmez, aşağı duruma düşmezsin. Karar senin...
- Vallahi, yerinde görüş budur. Onun yanına gideceğim.

 

Yola çıkıp Medine’ye ulaştım. Kendisini mescidde buldum. Halk beni görünce tanıdı. Resulullah’ın yanına varıp selam verdim.

- Sen kimsin?
- Adiy bin Hatim’im.

 

Elini kendisine uzattım, tuttu. Yanında akraba kadın ve çocukların bulunduğunu gördüğüm zaman anladım ki, Onda ne Kisra’nın ne de Kayser’in saltanatı var. Resulullah ayağa kalktı. Beni evine götürdü. Vallahi, benim de arzum oraya götürülmemdi. Yolda giderken zayıf ve yaşlı bir kadına rastladık. Yanında küçük bir çocuk bulunuyordu. Resulullah’tan durmasını istedi. O da durdu.

- Senden bir isteğimiz var!

 

dediler. Onlarla işlerini uzun uzun konuştu. Kendileriyle birlikte gidip, işlerini gördükten sonra döndü. İçimden “Vallahi, bu adam hükümdar değil!” diye düşündüm. Sonra elimden tuttu. Beni evine götürüp içeri girdi. İçi hurma lifleriyle doldurulmuş bir minder alıp bana attı.

- Onun üzerine otur!
- Hayır, sen otur!
- Hayır, sen oturacaksın!

 

buyurdu. Minderin üzerine oturdum. Kendisi ise kuru yere oturdu. Yine içimden kendi kendime “Vallahi, bu hükümdar işi değildir!” diye geçirdim.

- Ey Adiy! Gel Müslüman ol da kurtuluşa er!
- Benim dinim var!
- Ey Adiy! Gel Müslüman ol da kurtuluşa er!
- Benim dinim var!
- Ben senin dinini senden daha iyi biliyorum.
- Demek benim dinimi benden daha iyi biliyorsun?
- Evet! Sen kavminin lideri değilmisin?
- Evet!
- Sen ele geçirilen ganimetin üçte birini almıyor musun?
- Evet, alıyorum.
- Bunu almak senin dinine göre sana helal olmaz ki!

 

Resulullah bunu söyleyince çok utandım. Anladım ki, O Allah tarafından gönderilmiş bir peygamberdir ve bilinmeyenleri biliyordur. Resulullah, beni utandıran sözünü bir daha tekrarlamadı.

- Ey Adiy! Sen ne diye kaçıyorsun? La ilahe illallah demekten mi kaçıyorsun? Allah’tan başka bir tanrı bulunduğunu mu biliyorsun?
- Hayır!
- Sen Allahu ekber demekten mi kaçıyorsun? Yüce Allah’tan daha büyük bir şey bulunduğunu mu biliyorsun?
- Hayır!
- Biliyorum, senin bu dine girmene engel olan “Ona ancak insanların zayıf ve güçsüzleri uyuyorlar. Araplar onları okla vurup bitirirler” diye düşünmendir. Her halde senin bu dine girmene çevremdeki muhtaç kimseleri görmen engel oluyor. Vallahi çok sürmez, onlarda mal ve servet öyle bollaşacak ki, malın zekatını alacak kimse bulunamayacak. Belki de senin bu dine girmene; onların düşmanlarının çok kendilerinin ise sayıca az olduklarını görmen engel oluyor. Vallahi çok sürmez, bir kadının Kadsiye’den devesinin üzerinde yalnız başına yola çıkıp, şu Kabe’yi ziyaret edinceye kadar, Allah korkusundan başka hiçbir korku duymadığını da işiteceksin. Sen Hire’yi biliyor musun?
- Gitmedim ama duymuştum.
- Varlığım kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki çok sürmez, Allah bu işi tamamlar. Hatta Kisra’nın hazineleri de feth edilip ele geçirilir.
- Kisra’nın mı?
- Kisra’nın!
- Kisra’nın mı?
- Kisra’nın! Hire’den deve üzerinde, koruyucusu olamadan, tek başına çıkan bir kadın da Kabe’yi tavaf edebilecektir. Belki de senin bu dine girmene devlet ve saltanatı Müslümanlardan başkasında görmen engel oluyor? Allah’a yemin ederim ki çok sürmez, Babil ülkesinin beyaz köşklerinin de Müslümanlara açıldığını işiteceksin.
- Ben hanif bir Müslümanım!

dedim. Resulullah’ın yüzünde sevinç belirdiğini gördüm.

 

Resulullah’ın haber verdiklerinden ikisinin gerçekleştiğini gördüm. Babil ülkesindeki beyaz köşklerin feth olunduğunu ve bir kadının Kadsiye’den devesinin üzerinde korkmadan yola çıkıp Kabe’yi ziyaret ettiğini gördüm. Allah’a yemin ederim ki, Resulullah’ın söylemiş olduklarının üçüncüsü de muhakkak gerçekleşecek, mal ve servet öyle bollaşacak ki zekatını alacak kimse bulunamayacak!