Hicretin 10.yılı, çevredeki Arap kabilelerinin hem fert fert, hem de temsilci heyetleriyle Medine’ye gelerek İslam’a girmeye devam ettiği bir yıl oldu. Bu ziyaretler sırasında çok ilginç olaylar da meydana geliyordu.

Adiy bin Hatim’in Müslüman Olması

 

Beni Selaman Temsilcilerinin Medine’ye Gelişi ve Müslüman Oluşu
Selaman kabilesinden 7 kişilik bir heyet hicretin 10.yılında Medine’ye geldiler. Heyetin başkanı olan Habib bin Amr der ki:

Resulullah’a, çağırıldığı bir cenazeye giderken rastladık.

- Esselamü aleyke ya Resulullah!
- Ve aleyküm! Siz kimsiniz?
- Biz Selamanlardanız. İslam üzere sana bağlılığımızı bildirmeye geldik. Biz kavmimizin geri kalanlarının temsilcisiyiz.

 

Resulullah, yardımında bulunan Sevban’a dönerek,

- Bu elçileri, elçilerin konakladığı yere götür.

 

dedi. Heyette bulunanlar topluca İslam’a girdiler. Öğle ezanı okundu. Namazı Hz.Peygamberle birlikte kıldılar. Namazdan sonra, Hz.Peygamber heyeti kabul etti. İslam’la ilgili sorular sordular. İkindi namazını da beraber kıldıktan sonra, ülkelerindeki kuraklıktan şikayet ettiler. Bunun üzerine Hz.Peygamber tek eli ile,

- Ey Allah’ım! Onların yurtlarını yağmurunla sula!

 

diyerek dua etti. Habib bin Amr:

- Ya Resulullah! Ellerinin ikisini de kaldır. Çünkü böyle yapmak, daha çokluğa sebep olur.

Hz.Peygamber gülümsedi ve iki elini koltuğunun altları görününceye kadar kaldırdı.

 

Beni Selaman temsilcileri, Medine’de üç gün kaldıktan sonra Hz.Peygamber ile vedalaştılar. Hz.Peygamber, onlara bahşiş verilmesini emretti. Her birini beşer ukiye gümüş verildi. Bilal:

- Bu gün yanımızda mal yoktur!

 

diyerek özür diledi. Temsilciler de,

- Malın bundan daha çoğu ve güzeli olmaz.

 

dediler ve yurtlarına döndüler. Döndükleri zaman, yurtlarını, Hz.Peygamberin dua ettiği gün ve saatte yağmura kavuşmuş buldular.

 

Beni Kinde Temsilcilerinin Medine’ye Gelmeleri ve İslam’a Girmeleri
Kinde temsilcileri, hicretin 10.yılında, başlarında Kinde krallarından Eş’as bin Kays olduğu halde, 60 ya da 80 kişilik bir heyetle Medine’ye geldiler ve mescidde Hz.Peygamberin yanına girdiler. Üzerlerinde Yemen kumaşından yapılmış; yakaları, etekleri, kolları ve cep ağızları altın sırmalarla işlenmiş elbiseler vardı. Tereyağının içine çekirge gözü saklamışlardı.

- Ey Muhammed! Biz senin bilmen için bir şey gizlemiş bulunuyoruz. Nedir o?
- Subhanallah! Bu ancak kahinlerin yapacağı bir şeydir. Kahin ise ateştedir!
- Öyle ise, Senin peygamber olduğunu nasıl anlayacağız?

 

Hz.Peygamber, yerden bir avuç çakıl taşı alıp,

- Bunlar benim Allah’ın peygamberi olduğuma şahitlik ederler.

 

buyurunca, taşlar Hz.Peygamberin elinde tesbih etmeye başladı. Bunun üzerine Kinde temsilcileri,

- Şehadet ederiz ki, Sen şüphesiz Allah’ın peygamberisin!
- Allah, beni hak dinle peygamber olarak gönderdi ve bana kitap indirdi ki batıl ona yaklaşamaz.
- Bize biraz ondan okuyup dinletsen?

 

Hz.Peygamber, başındaki ayetlerden okumaya başladı:

• Saflar bağlayanlara,

• Haykırıp sürdükçe sürenlere,
• Zikri okuyanlara yemin olsun ki,
• Sizin ilahınız birdir.
• O göklerin, yerin ve bunların arasında ne varsa hepsinin ve doğuların Rabbidir.

Saffat 1-5

Hz.Peygamber, susmuş, kımıldamadan duruyordu. Gözlerinden yaşlar sakalına doğru akmaya başlamıştı. Temsilciler:

- Biz senin ağladığını görüyoruz. Yoksa, Seni gönderenden korktuğun için mi ağlıyorsun? 
- Beni korkutan; Allah’ın, beni kılıcın ağzı gibi ince ve keskin olan dosdoğru bir yol üzerine göndermiş olmasıdır ki, ondan azıcık eğrilsem helak olurum!

buyurduktan sonra şu ayeti okudu:

• Andolsun ki dilersek, sana vahyettiğimizi gideriveririz. Sonra bize karşı, bu hususta kendine bir vekil de bulamazsın. 

İsra 86

Sonra da Kinde temsilcilerine,

- Siz Müslüman oldunuz mu?
- Evet! Müslüman olduk.
- Öyle ise şu üzerinizdeki ipekler ve sırmalar ne diye duruyor?

 

Bunun üzerine Kinde temsilcileri, elbiselerindeki ipekleri ve sırmaları söküp attılar.

 

Oğlu İbrahim’in Vefatı
Hicretin 8. yılında doğan İbrahim, hicretin 10. yılında vefat etti. Vefat ettiğinde henüz 16 aylıktı. Hz.Peygamber, İbrahim’in vefat etmek üzere olduğunu haber alınca, Abdurrahman bin Avf’ın elinden tutarak İbrahim’in bulunduğu hurma bahçesine gitti. Onu kucağına aldı. O sırada İbrahim can veriyordu. Hz.Peygamberin gözlerinden yaşlar dökülmeye başladı. Abdurrahman bin Avf,

- Sen de mi ağlıyorsun, ya Resulullah!
- Ey Abdurrahman! Bu ancak bir acımadan ibarettir. Ben, ancak kendisinde bulunmayan iyilikleri sayıp dökerek, bağıra bağıra ağlamayı yasaklamıştım. Acımayana acınmaz! Göz ağlar ve kalp üzülür. Biz Rabbimizin razı olacağı sözden başkasını söylemeyiz.

 

buyurdu. Ardından da İbrahim’e döndü:

- Vallahi, ey İbrahim! Senin ayrılığınla çok üzgünüz!

 

İbrahim’in cenazesi, süt annesi Ümmü Bürde’nin evinden küçük bir sedir üzerinde taşındı. Cenaze namazını Hz.Peygamber kıldırdı ve İbrahim toprağa verildi.

Cebrail’in Müslümanlara İslam’ı Öğretmesi

Son Demler 

Öyle ise peygamber olduğunu nasıl anlayacağız?Kısa süren oğul sevgisi...

Ayrılık Yaklaşıyor...