Hudeybiye Antlaşmasının Bozulması
Hicretin 8. yılında, Müslümanlar ile Kureyş müşrikleri arasındaki anlaşma bozuldu. Kureyş müşrikleri, Beni Bekir kabilesini, Müslümanların müttefiki olan Huzaa kabilesi üzerine saldırtmışlardı. Hz.Peygamberin sabah namazını kıldırıp, mescidde oturduğu bir sırada, saldırıya uğrayan Huzaa kabilesinden kırk kadar süvari Medine’ye gelerek, Hz.Peygamberin baş ucuna dikildiler. Olup bitenleri Hz.Peygambere anlattılar. Hz.Peygamber, son derece hiddetlendi. Kureyş müşriklerine bir yazı gönderilmesini emretti.

 

Gönderilen yazıda şöyle deniyordu:

...
Bundan sonra derim ki, ya Beni bekir kabilesi ile olan anlaşmanızı bozar ve aradan çekilirsiniz ya da Huzaa kabilesinden ölenlerin diyetlerini ödersiniz. Bunlardan birini yerine getirmediğiniz taktirde sizinle savaşacağımı bildiririm.

 

Haber, Mekke’ye ulaştığında Kureyş müşrikleri iki alternatifi de reddettiler ve savaşmayı kabul ettiklerini bildirdiler. Hz.Peygamberin elçisi Medine’ye geri döndü ve durumu Hz.Peygambere haber verdi. Fakat çok geçmeden müşrikler verdikleri cevaptan pişman oldular. Liderleri Ebu Süfyan’ı, Anlaşmayı yenilemesi ve süresini uzatması için Hz.Peygamber ile görüşmek üzere Medine’ye göndermeye karar verdiler.

Ebu Süfyan’ın Çabaları

 

Sefer Hazırlıkları
Hz.Peygamber, sefere hazırlanılması için emir verdi. Her tarafa da davetçiler gönderilerek, “Allah’a ve ahiret gününe inanan herkesin Ramazan ayında Mekke’de bulunması” bildirdi. Toplanan ordunun mevcudu 10.000 kişiyi buluyordu. Bunların 700’ünü Mekkeli Müslümanlar, 4000 kadarını Medineli Müslümanlar oluşturuyordu.

Hz.Peygamber, ikindi namazını kıldırdıktan sonra, ordunun başında Medine’den hareket etti. Ordunun yürüyüşü Mekke yakındaki Merruzzahran adı verilen bir vadide son buldu. Gece olunca herkese ateş yakması emredildi. Yakılan ateşlerin sayısı 10.000’i geçiyordu. Bununla Mekkeli müşriklerin korkuya kapılmalarının sağlanması istenmişti. Gerçekten de beklenen oldu; Kureyş müşrikleri, durumu araştırmak üzere Ebu Süfyan’ı göndermeye karar verdiler.

Ebu Süfyan Müslümanların Arasında

 

Kureyş Teslim Oluyor
Kumandanlara, kendileriyle çarpışılmadığı sürece hiç kimse ile çarpışmamaları emri verildi. Ebu Süfyan da Mekke’dekileri uyarmak üzere önden gönderildi.Ebu Süfyan, Mekke’ye ulaştığı zaman Kabe’nin yanına gitti. Kureyşliler toplanmış, vereceği haberleri bekliyorlardı. Ebu Süfyan:

- Ey Kureyş topluluğu! Muhammed, karşısında dayanamayacağınız kadar büyük bir kuvvet ile yanınıza gelmiş bulunuyor. Müslüman olun da selamet bulun!

 

diye bağırmaya başladı. Kureyşliler:

- Sus! Senin gibi kötü elçilik yapanı Allah iyilikten uzaklaştırsın!

 

dediler. Hanımı Hind, Ebu Süfyan’ın yanına gelerek sakalını tuttu:

- Şu hayırsız adamı, şu alçağı öldürün! Çünkü O dininden dönmüş. Allah Seni hayırdan uzak etsin!
- Yemin ederim ki, ya sen de Müslüman olursun ya da boynun vurulur! Hemen evine gir!

 

Bunun üzerine Hind, Ebu Süfyan’ın sakalını bıraktı. Sonra müşriklere dönerek:

- Yazıklar olsun size! Bu davranışlarınızla kendinizi aldatmayın! O, karşı koyamayacağınız bir ordu ile başucunuza gelmiş bulunuyor. Ben sizin görmediklerinizi gördüm ki, onlara hiç kimsenin gücü yetmez.Kim Ebu Süfyan’ın evine girer ve sığınırsa emniyettedir. Kim Kabe’ye sığınırsa emniyettedir. Kim de kapısını kapatırsa o da emniyettedir.

 

Herkes evlerine dağıldı.

 

Hz.Peygamberin Mekke’ye Girişi
Hz.Peygamber, Ramazan ayının on üçünde, güneş doğmadan önce devesine bindi. Başına siyah bir sarık sarmıştı. Ayrılışından 8 yıl sonra büyük bir zafer ve ihtişamla yurduna geri dönüyordu. Fakat muzaffer bir komutan edasıyla değil büyük bir tevazu içinde... Mekke’ye yaklaştığında başını öne doğru eğdi. Hatta o derece eğilmişti ki, sakalının ucu devesinin eğerine değiyordu. Ve ağzından da şu sözler dökülüyordu:

- Ey Allah’ım! Hayat, ancak ahiret hayatıdır.

 

Sonunda, Müslümanlarla birlikte Kabe’ye vardı. Ziyaretin gereklerini yerine getirdikten sonra Sefa tepesine çıktı ve verdiği nimetlerden dolayı Allah’a şükür ve duada bulundu.

Medinelilerin Uyarılması

Mekke’de İlk Yemek

 

Ebu Süfyan’ın Gerçekten Müslüman Olması
Mekke’nin eski lideri Ebu Süfyan, Kabe’nin yanında oturuyordu. Hz.Peygamberin Müslümanlardan bazılarıyla önünden geçtiğini görünce,

- Askerlerimi toplayıp da yeniden şunlarla savaşsam mı?

 

diye içinden düşünmeye başladı. Hz.Peygamber gelip baş ucuna dikildi ve sırtına eliyle vurarak,

- O zaman da Allah seni yine hor ve düşkün eder!

 

buyurdu. Ebu Süfyan, Hz.Peygamberin baş ucunda dikildiğini görünce:

- Şu ana kadar Senin gerçekten peygamber olduğuna inanmamıştım. İçimden geçirdiklerimden dolayı Allah’tan af ve bağışlanma diliyorum!

diyerek pişmanlığını dile getirdi.

Fadale’nin Müslüman Olması

 

Putların Yıkılması
Kabe’nin çevresinde, kendilerine tapılan 360 kadar put bulunuyordu. Bunlar Arap kabileleri tarafından zaman zaman ziyaret edilir ve kendileri için kurban kesilirdi. Hz.Peygamber elindeki asasıyla putlara birer birer dokunmaya başladı. Bu sarada da,

- Hak geldi, batıl yok olup gitti. Yok olan, ne bir şey var edebilir ne de diriltebilir.

 

buyuruyor, putlar birer bire yüz üstü ya da arka üstü düşüyordu. Kabe’nin çevresinde yıkılmadık put kalmadı. Bilal,u Kabe’nin üzerine çıkarak öğle ezanı okudu. Namaz kılındıktan sonra, Hz.Peygamberin emri üzerine yıkılan tüm putlar bir araya toplanarak ateşe verildi.

 

Mekkelilere Hitap
Hz.Peygamber, Kabe’nin önünde durdu. Üç kere tekbir getirdikten sonra halka hitab etti:

- Bütün övgüler Allah’a yaraşır! Ondan başka ilah yoktur! Yalnız O vardır, eşi ve ortağı yoktur!
O va’dini yerine getirdi, kuluna yardım etti. Düşmanları bozguna uğrattı. 

 

İyi bilin ki, cahiliye çağına ait olup, övünme meselesi edilenler, kan davaları, bugün şu ayaklarımın altındadır.
...
Ey Kureyş! Muhakkak ki, Allah cahiliyet gururunu, soy ile övünüp büyüklenmeyi sizden kaldırmıştır. Bütün insanlar Adem’den, Adem de topraktan yaratılmıştır. İnsanlar iki sınıftır: Bir kısmı iman eder ve günahlardan kaçınır, Allah katında değerli ve şereflidir. Diğer kısmı ise azgındır, Allah katında da değersiz ve şerefsizdir.
Ey Kureyş! Ey Mekkeliler! Ne dersiniz? Şimdi hakkınızda ne yapacağımı düşünüyorsunuz?

 

- Sen kerem ve iyilik sahibi bir kardeşsin. Kerem ve iyilik sahibi bir kardeşin oğlusun. Gücün yetti, iyi davran!
- Benim halimle sizin haliniz, Yusuf (a.s)’ın kardeşlerine dediği gibi olacaktır. Onun dediği gibi ben de,
“Size bu gün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok! Allah sizi bağışlasın! O esirgeyicilerin en esirgeyicisidir.” (Yusuf Suresi 92) diyorum. Gidiniz! Serbestsiniz!

 

Hz.Peygamber Kendisini Nasıl Tanıtıyor?
Fetih günü Hz.Peygamberin yanına bir adam geldi. Kendisiyle konuşmak istiyordu ama konuşurken heyecandan kendisini bir titreme tuttu. Bunu gören Hz.Peygamber:

- Sakin ol! Ben hükümdar değilim! Güneşte kurutulmuş et parçalarını yiyerek yaşayan Kureyşlilerden bir kadının oğluyum.

buyurdu.

 

Nerden Nereye
Rebia bin Abbad anlatıyor: 

Mekke’nin fethinden sonraki günlerde babamla birlikte Mekke’ye gitmiştik. Resulullah’ı görünce hemen tanıdım. Çocukluk çağımda Onu Zülmecaz panayırında ilk defa görüşüm aklıma geldi.

- Ey İnsanlar! ‘La ilahe illallah’ deyin de kurtulun!

 

diyerek halkı İslam’a davet ediyor, halk ise Ondan yüz çeviriyor ve konuşmuyordu. Yalnız amcası Ebu Leheb,

- Bu dininden dönmüş bir yalancıdır! Sakın sizi atalarınızın dininden döndürmesin!

 

diyerek arkasından dolaşıyordu. Fakat o yinede “ ‘La ilahe illallah’ deyin de kurtulun!” demekten geri durmuyordu.

 

Mekke’de İslam’ın Işığı
Birkaç gün içinde Mekke halkının büyük çoğunluğu İslam’a girdi. Mekke putlardan temizlenmiş, İslam’ın ışığıyla aydınlanmaya başlamıştı. Hz.Peygamber, Ramazan’ın bitmesine on gün kala , Mekke’nin çevresindeki bölgelerde bulunan putları da yıkıp kaldırmak üzere her tarafa askeri birlikler gönderdi.

Mekke'nin Fethi   

Putlar Kırılıyor...

Hz.Peygamber kimdir?

Nereden nereye...