Muhammed (sav) 12 yaşındayken Mekke'den Şam'a bir ticaret kervanı hazırlandı. Ebu Talib de kervana katılacaktı. Herkes yola çıkanları uğurlamaya gelmişti. Ebu Talib'in yeğenine karşı sevgi ve şefkati çoktu:

- Sen de gelir misin?

 

diye sordu. Fakat diğer akrabalar yaşının küçüklüğüne, yolculuğun zorluklarına ve gideceği yerlerdeki hastalıklara dikkat çekerek, Muhammed’in (sav) bu yolculuğa çıkmasını uygun bulmadılar.

 

Ebu Talib, söylenilenleri haklı bularak teklifinden vazgeçiyordu ki yeğeni ağlamaya başladı:

- Ey kardeşimin oğlu! Sana ne oldu? Herhalde seni geride bıraktığım için ağlıyorsun?
- Ey amca! Sen beni kime bırakıyorsun? Benim ne babam var, ne annem! 

 

Bu söz üzerine Ebu Talib etkilendi. Yeniden fikrini değiştirdi. 

- Vallahi, Seni de yanımda götüreceğim. Hiç bir zaman ne O benden ayrılacak, ne de ben Ondan ayrılacağım!

 

Kervan bir süre ilerledikten sonra Busra denilen yerde konakladı. Konaklanan yerin yakınında bir manastır bulunuyordu. Kervandaki bazı gariplikler manastırın rahibi Bahira'nın dikkatini çekmişti. Rahip Bahira, yemekler yaptırarak kervandakileri yemeğe davet etti.

- Sizin için yemek hazırlattım. Küçük, büyük, köle, hür, hepinizin yemekte hazır bulunmanızı rica ediyorum.

 

Hepsi gelip sofraya oturdular. Yalnız, Muhammed (as), yaşça en küçük olduğu için, ağacın altında, yüklerin yanında bekçi olarak bırakılmıştı. Bahira, gelenleri süzdü fakat aradığını görememişti.

- Ey Cemaat! Sizden yemekte hazır bulunmayıp geride kalan kimse var mı?
- Bir çocuktan başka kimse geride kalmadı. O da eşyalarımızı bekliyor.

 

diye cevap verdiler. Bahira, Onun da gelmesi için ısrar etti. Davetliler yemeklerini yerken, Bahira gelen küçük çocuğu süzüyordu. Yemek bitip de dağılma vakti geldiğinde, Bahira Muhammed'in (sav) yanına yaklaştı ve kendisine bazı sorular sormak istediğini söyledi. Ona, uykudaki hallerine, hayatına ve işlerine ait sorular yöneltti.

 

Soruları tamamladıktan sonra, Ebu Talib'in yanına geldi:

- Bu çocuk senin neslinden midir?
- Oğlumdur!
- O senin oğlun değildir! Babasının sağ olmaması gerekir!
- O benim,kardeşimin oğludur.
- Babasına ne oldu?
- Annesi buna hamile iken babası öldü.
- Doğru söyledin!
- Annesi ne yaptı?
- Öldü!
- Doğru söyledin! Kardeşinin oğlunu memleketine geri götür. Yahudilerin Ona zarar vermesinden de sakın! Eğer, Onu görüp de, benim bulunduğunu anladığım şeylerin Onda bulunduğunu anlayacak olurlarsa, Onu öldürmeğe kalkışırlar. Onu, Şam'a götürecek olursan, artık hiç bir zaman Onu ev halkına kavuşturamazsın. İyi bil ki, ben üzerime düşen vazifeyi yerine getirmiş bulunuyorum.

 

Ebu Talib, Rahip Bahira'nın tavsiyesi üzerine, mallarını Busra’da sattı ve Şam'a gitmeden, yeğeni ile birlikte Mekke'ye geri döndü.


  

Şam Yolculuğu

Yoldaki Rahip kendilerine neler söyledi?

Niçin alel acele geri döndüler?

Rahip Bahira ...