Meydana gelen olağan üstü bir olaydan dolayı Araplar bu yıla Fil yılı adını vermişlerdi. O yıllarda Yemen’de Ebrehe adında Yemenli bir Hıristiyan yönetimi ele almıştı. Kabe çok uzak diyarlardan farklı dinlerdeki insanları, özellikle de Arapları toplayan dini bir ziyaret yeri durumundaydı. Ebrehe, Kabe’nin yerini alması için ihtişamlı bir katedral yaptırdı. Bunun özellikle Arapların ziyaret yeri halini almasını istiyordu. Fakat beklenilen gerçekleşmedi. Araplar katedralle ilgilenmedikleri gibi, Kabe’nin yerini alması fikrine de tepki gösterdiler. Sonunda Araplardan bir adam geceliğin gizlice gelip, katedrali kirletti.

 

Ebrehe, bunu duyunca, Kabe’yi yerle bir etmeye and içti. Büyük bir ordu ile Mekke’ye doğru yola çıktı. Ordunun önünde olağan üstü büyüklükte bir fil bulunmaktaydı. Yolda bazı Arap kabileleri onları durdurmaya çalıştıysa da, Habeş ordusu hepsini yenerek Mekke önlerine kadar geldi.

 

Ebrehe, Mekke tepelerine atlı bir grup gönderdi. Atlılar, yolda ne buldularsa aldılar. Bunların arasında, Abdulmuttalib’in 200 devesi de vardı. Bu sırada Mekke’de savaş konseyi toplanmıştı. Toplantıda düşmana karşı koymanın bir anlamı olmadığına karar verildi. Abdulmuttalib,elçi olarak Ebrehe’nin yanına gitti. Ebrehe onu gördüğünde,görünüşünden o denli etkilendi ki,selamlamak için ayağa kalktı ve onun yanına oturdu. Tercümana, Abdulmuttalib’in bir şey isteyip istemediğini öğrenmesini söyledi. Abdulmuttalib,askerlerin 200 devesini aldıklarını ve geri verilmesi gerektiğini söyledi.

 

Ebrehe şaşırdı:

- Seni gördüğüm zaman çok hoşuma gitmiştin ama konuşunca gözümden düştün. Senin dinin ve atalarının dini olan yeri bırakıp da,200 deven hakkında benimle konuştun. Ben de Beyt’iniz hakkında benimle konuşacaksın sanmıştım.
- Ben develerin sahibiyim, Kabe’nin de bir sahibi vardır ve Onu koruyacak da odur.”

 

Ebrehe develerin geri verilmesini emretti. Abdulmuttalib,Mekke’ye geri döndü ve Kureyşlilere şehrin üzerindeki tepelere çekilmelerini tavsiye etti. Kendisi de Kabe’ye giderek dua etti ve sonra da Kureyşliler ile birlikte Mekke’nin dışındaki tepelere çıktı.

 

Ertesi sabah Ebrehe şehrin üzerine yürümek için hazırlandı. Süslenen fil,ordunun en önüne geçirildi. Fakat fil olduğu yere çöktü. Onu kaldırmak için ellerinden geleni yaptılar fakat fil Mekke’ye doğru yürümeye yanaşmıyordu. Aslında bu bile yeterli bir uyarıydı ama Ebrehe Kabe’yi yıkmayı o kadar kafasına koymuştu ki, uyarıları göremez hale gelmişti. Eğer geri dönmüş olsalardı,belki büyük felaketten kurtulabilirlerdi. Ama geç kalmışlardı : birden batı tarafında gök yüzü karardı. Gökyüzü kuşlarla doluydu. Askerlerin üzerine çullandılar ve taşlamaya başladılar. Kurtulanlar, kuşların uçuşunun kırlangıca benzediğini ve her kuşun bir ağzında ikisi ayaklarında olmak üzere, nohut büyüklüğünde üç çakıl taşı taşıdığını söylediler. Bu olaydan Kur’an’da da şöyle bahsedilir:

 

  • Rabbinin fil sahiplarine ne yaptığını görmedin mi?

  • Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?

  • Üzerlerine bölük bölük kuşlar gönderdi.

  • Onlara ateşte pişmiş taşlar attılar.

  • Rabbin onları yenilmiş ekin çöplerine çevirdi.

Fil Suresi 1-5

 

O günden sonra Araplar Kureyşlilere “Tanrının halkı” adını verdiler ve daha çok saygı göstermeye başladılar. Çünkü Allah onların dualarını kabul etmiş ve Kabe’yi yıkılmaktan korumuştu.

 

Doğuma beş kala...

Fil Yılı   

Kabenin yıkılması ve gerçekleşen mucize?