İşkenceler
Müslümanların sayısının artmasıyla birlikte, müşriklerin düşmanğı da şiddetlendi. Hz.Peygamber, Allah’ın emrini açıklamaktan ve hoşlanmadıkları şeyleri söylemekten geri durmuyordu. Müslümanlardan zayıf olanlar (köleler, kadınlar, fakirler, kabilesi zayıf olanlar,...) ise ağır işkencelere uğramaya başlamışlardı. Dövülmek, aç susuz bırakılmak, Mekke’nin en sıcak saatlerinde güneş altında tutulmak, ateşe yatırılmak, kızgın demirlerle dağlanmak,... gibi işkencelerle dinlerinden döndürülmeye çalışılıyorlardı. Bazıları işkencelere dayanamayarak onların istediklerini söylüyor; Bilal-ı Habeşi ve Habbab bin Eret gibi bazıları ise istediklerini söylemeyi her türlü işkenceye rağmen reddediyordu. Ammar b. Yasir’in babası ve annesi gibi işkence altında can verenler de vardı.

 

Habeş Ülkesine Hicret
Kureyş müşriklerinin, iman edenleri dinlerinden döndürmek için yaptıkları işkenceler son haddine varmıştı. Sonunda Mekke dışındaki yerlere göç edilebileceğine işaret eden ayetler indirildi:

 

• Ey iman eden kullarım! Benim arzım geniştir; ancak bana kulluk edin.
• Her nefis ölümü tadacaktır; sonra bize döndürüleceksiniz.
• İman eden ve güzel işler yapanları, daimi kalmak üzere, Cennette altından ırmaklar akan yüksek makamlara yerleştireceğiz. İyi işler yapanların mükafatı ne güzeldir.
• Onlar ki, sabretmişlerdir ve ancak Rablerine güvenmişlerdir.
• Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenemeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir. O her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.

Ankebut 56-60
 

Bunun üzerine Hz.Peygamber, inananlara Mekke’den ayrılmak için izin verdi:

- Yeryüzüne dağılın! Allah, sizi yine bir araya toplar!
- Ya Resulullah! Nereye gidelim?
- Habeş toprağına giderseniz iyi olur. Çünkü, orada yanındakilerin hiçbirine zulüm yapılmayan bir kral vardır. Allah, içinde bulunduğunuz sıkıntılardan bir çıkış yolu açıncaya kadar orada kalın.

 

Peygamberliğin beşinci yılında, 17 Müslümandan oluşan ilk kafile, ülkelerinden gizlice ayrılarak Habeş topraklarına doğru yola çıktılar. Müşrikler, yakalamak için peşlerine düştülerse de yakalamayı başaramadılar. İlerleyen zamanlarda başka Müslümanlar da ülkelerini terk ederek onlara katılacaklardı.

 

Fakat çok geçmemişti ki, Mekke’den, müşriklerin ileri gelenlerinin Müslüman olduğu, İslam’a karşı tutumun değiştiği yönünde haberler almaya başladılar. Haber, büyük sevinç uyandırdı. Ülkelerine geri dönmemeleri için bir sebep kalmamıştı. Aynı yıl içinde ülkelerine geri döndüler. Fakat, kendilerini büyük bir hayal kırıklığı bekliyordu. Ulaşan haberler asılsızdı ve yanlış anlamalardan kaynaklanıyordu. Mekke’de durum daha kötüleşmiş, işkenceler daha da çekilmez hale gelmişti.

 

Bir süre sonra, Habeş topraklarına ikinci kere hicret etmek zorunda kaldılar. Bu sefer muhacirlerin sayısı yüzü geçiyordu. Mekke’de her evde adeta bir matem havası vardı. Hemen her aileden birkaç kişi göç etmek zorunda kalmıştı. Birinin oğlu gitmişse diğerinin kızı ya da damadı hicret etmişti. Kureyş müşrikleri, ayrılan Müslümanların teslim edilmeleri için Habeş hükümdarı Necaşi’ye bir heyet gönderdiler. Necaşi, Hristiyandı. iki tarafı da dinledikten sonra, Müslümanların inançlarını kendi inançlarına çok yakın buldu ve emniyet içinde Habeş topraklarında yaşamalarına izin verdi. Kureyş heyeti, Habeşistan’dan eli boş döndü.

 

Habeşistan'dan Gelen Heyet
İslam’ın haberi Habeşistan’ın dört bir yanına yayılmıştı. 20 kadar Hristiyandan oluşan bir heyet durumu yerinde incelemek üzere Mekke’ye geldi ve Hz.Peygamber ile Kabe’nin yakınında görüştü. Heyetin geldiğini haber alan Kureyşliler de orada toplanmışlardı. Heyetin üyeleri Hz.Peygambere sorular sordular ve cevaplarını aldılar. Hz.Peygamber, heyettekileri İslam’a davet etti ve onlara Kur’an-ı Kerim’den ayetler okudu. Heyettekiler göz yaşlarıyla okunanları dinlediler ve iman ettiler. Toplantı bitiminde Ebu Cehil ve adamları heyetin yolunu kestiler:

- Yahu siz ne biçim adamlarsınız? Dindaşlarınız sizi, bu adamın nasıl olduğunu ve ne yaptığını araştırmak üzere buraya göndermiş. Fakat siz yanına oturur oturmaz kendi dininizi terk edip ona iman ettiniz. Sizin gibi ahmakları hayatımızda görmedik!
- Biz sizin gibi cahilce davranamayız. İzin verin biz kendi yolumuza gidelim.

 

Bu olay, Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde anlatılmaktadır:

• Daha önce kendilerine kitap verdiğimiz öyle kimseler vardır ki, bu Kur’an’a da inanırlar.
• Kur’an kendilerine okunduğu zaman, “Ona inandık” derler. “Şüphesiz o Rabbimizden gelen bir haktır. Biz daha önce de Müslüman olan kimselerdik.
• Onlar sabretmeleri sebebiyle mükafatları iki kat verilecek kimselerdir....
• Onlar boş ve çirkin bir söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler ve “Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size” derler. “Size selam olsun, biz cahillerle uğraşmayız.”

Kasas 52-55 

Uyarılma
İslam’a girenlerin sayısı her geçen gün artıyordu. Ama Müslüman olanların çoğu gençler, köleler ya da nüfuz sahibi olmayan zayıf kimselerdi. Kureyşin liderleri ise Müslüman olmaya yanaşmıyorlardı. Bunlardan hiç değilse birkaç tanesi İslam’a girse İslam daveti daha kolay yayılabilecekti. Bu yüzden de Hz.Peygamber onları kazanmak için özel gayret gösteriyordu.

 

Bir gün Kureyş’in önde gelenlerinden Velid ile yalnız kalma fırsatını yakaladı. Velid hem güçlü hem de diğerlerine göre daha anlayışlı ve açık fikirli birisiydi. Onlar sohbete dalmış bir haldeyken, yeni Müslüman olmuş bulunan kör bir adam yanlarından geçti. Hz.Peygamberin sesini duyunca durdu. Kendisine Kur’an’dan bir bölüm okumasını rica etti. Sohbet yarıda kesildi. Hz.Peygamber Velid’e bir şeyler anlatma fırsatını zor ele geçirmişti. Üzülerek yüzünü başka tarafa çevirdi. Bunun üzerine Hz.Peygamberi uyaran şu ayetler indirildi:

 

• Yüzünü ekşitip döndü;
• Kendisine o kör geldi diye...
• Nereden bileceksin, belki de o günahlarından arınacaktı.
• Ya da öğüt alacak ve öğüt kendisine fayda verecekti.
• Fakat kendisinin hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanan kimseye gelince,
• Sen ona yöneliyorsun.
• Oysa, onun temizlenip-arınmasından sana ne?
• Ama koşarak sana gelen ise,
• Ki o, “içi titreyerek korkar” bir durumdadır;
• Sen onu ihmal ediyorsun!
• Sakın! O Kur’an bir öğüttür.
• Dileyen ondan öğüt alır.

Abese 1-12
 

Tedavi
Müşriklerden bazıları Hz.Peygamberin gerçekten cinlerin etkisi altına girdiğine inanıyorlardı. Dammad Mekke’den uzakta yaşayan Arap kabilelerinden birisine mensuptu. Cinler ve büyü konusunda derdi olanları şifaya kavuşturmasıyla ünlenmiş bir kimseydi. Kureyş’ten bir heyet Mekke’den kalkıp onun köyüne kadar gittiler ve yardım etmesi için ricada bulundular.

 

Dammad kalkıp Mekke’ye geldi:

- Cinlenmiş dediğiniz adam nerede? Belki Allah benim elimle şifaya kavuşturur!

Kendisine Hz.Peygamberi gösterdiler. Dammad, Hz.Peygamberin yanına gitti:

- Ben cinlerin zararlarını engeller, insanları şifaya kavuştururum. Allah benim elimle dilediği kimselere şifa verir.

Dammad’ın sözlerini dinleyen Hz.Peygamber ona şu sözlerle cevap verdi:

- Hamd Allah’a mahsustur. Onu över, ondan yardım dileriz. Onun doğru yola ilettiğini saptıracak; saptırdığını da doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah’tan başka tanrı olmadığına, Onun bir ve ortaksız olduğuna şahidlik ederim.

Dammad bu sözler karşısında şaşırmıştı. Aynı sözleri tekrar etmesini istedi. Hz.Peygamber bir kere daha tekrarladı.

çüncü tekrardan sonra,

- Allah’a yemin ederim ki, ben kahinlerin, büyücülerin ve şairlerin sözlerini duydum. Fakat senin sözlerine benzeyenini duymadım. Elini uzat da sana bağlanayım.

Hz.Peygamber elini onun eliyle birleştirdi ve Dammad Müslüman oldu.

 

Hz.Peygamber’e Yeni Teklifler
Müslümanların bir kısmı hicret etmişti. Ama bu İslam’ın Mekke’deki durumunu zayıflatmadı. Çünkü, Müslümanların sayısı günden güne artıyor, İslam yayılmaya devam ediyordu. Hem de önceleri, sadece zayıf insanlar İslam’a girerken, artık Mekke’nin ileri gelenleri arasından da İslam’a girenler görülmeye başlamıştı. Özellikle Hz.Hamza’nın ve Hz.Ömer'in İslam’a girişiyle Müslümanlar önemli ölçüde güç kazandılar. Müşrikler durumun gittikçe zorlaştığının farkındaydılar. Anlaşma yollarını bir kere daha denemeye karar verdiler. 

Kureyş'in Anlaşma Çabaları

 

Mücadelenin Şiddetlenmesi

İşkence ve göç...

Habeşistan'dan gelen heyettekiler neden ağladı?Davranışı yüzünden Hz.Peygamber'i uyaran eyetler...

Hz.Peygamber'in tedavisi için girişimler...