Kuba'da Konaklama 
Hz.Peygamberin Mekke’den ayrıldığı haberi, günlerce öncesinden Medine’ye ulaşmıştı. İnsanlar sabah namazı vaktinden itibaren ağaçlara çıkarak yolunu gözlemeye başlıyor, güneş iyice yükselip de sıcak dayanılmaz bir hal alıncaya kadar bundan vazgeçmiyorlardı. O gün de insanlar sabahın erken saatlerinden itibaren beklemeye başlamışlardı. Güneş iyice yükseldiği için evlerine dönmeye hazırlanıyorlardı ki uzaktan yolcular göründü.

 

Hz.Peygamber, mağaradan ayrılışlarının onikinci günü öğle vaktine doğru Kuba köyüne ulaşmışlardı. Kendisine rüyasında gösterilen ve hicret edeceği bildirilen “iki kara taşlık arasındaki suyu bol yer” önlerinde uzanıyordu. Medine’ye girmeden önce Kuba köyünde birkaç gün dinlendiler. Bu süre içinde Kuba’da İslam’ın ilk mescidinin temelleri atıldı ve ilk Cuma namazı yine burada kılındı.

 

Medine’ye Giriş
Kuba’daki konaklamaları tamamlanınca Medine’ye doğru yola çıktılar. Medine’nin içine doğru ilerledikçe, şehir sevinçten çalkalanmaya başlamıştı. İnsanlar evlerin üzerlerine çıkmışlar, gençler ve hizmetçiler yollara dökülmüşler, herkes “Ya Muhammed!”, “Ya Resulullah!”, “Muhammed geldi” diye bağrışıyor; kadınlar ve çocuklar tef çalıp şarkılar söylüyorlardı:

Veda yokuşundan dolunay doğdu bize!
Allah’a yalvaran oldukça, şükretmek gerek halimize!
Ey bize gönderilen peygamber!
Boyun eğmek gereken bir emir ile geldin bize!

 

Orada bulunanlardan Bera, o günü şöyle anlatıyor:

Medinelilerin Hz.Peygamber’in Medine’ye gelmesine sevindikleri kadar hiçbir şeye sevindiklerini görmedim! Kadınlar, çocuklar, cariyeler, 

- İşte Resulullah geldi!

diyerek seviniyorlardı.

 

Hz.Peygamber, Medineli Müslümanların evlerinin önünden geçerken devenin önünü kesiyor ve

- Ya Resulullah! Bizde kuvvet ve servet var. Bize buyur!

diyorlar, O da gülümseyerek:

- Allah onları size hayırlı ve mübarek kılsın! Devenin yolunu açın, nereye çökeceği ona buyrulmuştur!

diye cevap veriyordu. Sonunda devesi, bugünkü Mescid-i Nebevi’nin bulunduğu yere çöktü. Mescid’in ve Hz.Peygamber’in evinin buraya yapılmasına karar verildi.

 

Vakit ilerlediği halde Medineli Müslümanlar Hz.Peygamberin yanından ayrılmıyor, her biri kendi evine götürerek misafir etmek istiyordu. Sonunda evi en yakın olan Neccar oğullarından Ebu Eyyub el-Ensari’nin evinde kalmayı kabul etti. (Bu zat İstanbul’da medfun bulunan ve Eyüp semtine ismini veren zattır.) Ebu Eyyub ve hanımı eşyaları indirmeye giriştikleri sırada Neccar oğullarının küçük kızları da ellerinde teflerle şarkılar söylüyorlardı:

Neccar oğullarının kızlarıyız biz!
Ne hoştur komşuluğu Muhammed’in!

 

Hz.Peygamber onlara sordu:

- Beni seviyor musunuz?
- Evet Ya Resulullah!
- Vallahi ben de sizi seviyorum! Vallahi ben de sizi seviyorum! Vallahi ben de sizi seviyorum!

 

Medine’nin Önde Gelenlerinin Bağlılıklarını Bildirmeleri
Medineliler, ilk günden itibaren gelerek Hz.Peygambere bağlılıklarını bildirmeye başladılar.

Bağlılıklarını bildirmeye gelenlerin gördükleri

 

Müslümanların sayısı artmaya devam ediyordu. Evs ve Hazrec kabilesinden Hz.Peygambere bağlılığını bildirmeyen kimse neredeyse kalmamıştı. Bunların çoğu gerçekten samimi bir şekilde Müslüman olmuşlardı. Ama İslam’a inanmadıkları halde Müslüman olmuş gibi görünen bir grup da bulunuyordu ki bunlar Medine dönemindeki en büyük problemi teşkil edeceklerdir. Münafıklar adı verilen bu gruptan Kur’an-ı Kerim şu şekilde bahseder:

 

• İnsanlardan öyleleri vardır ki, “Biz Allah’a ve ahiret gününe iman ettik” derler, oysa onlar inanmış değildirler.
• (Sözde) Allah’ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar yalnızca kendilerini aldatıyorlar fakat farkında değiller.
• Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını artırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap vardır. 
• Onlara, “Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın” dendiğinde, “biz sadece düzelticiyiz” derler.
• İyi bilin ki, gerçek bozguncular onlardır, ama bilmezler.
• Onlara, “insanların iman ettiği gibi siz de iman edin” denildiğinde, “düşük akıllıların iman ettiği gibi biz de mi iman edelim?” derler. İyi bilin ki, gerçekte kendileri düşük akıllılardır ama bilmezler.
• İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “iman ettik” derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise derler ki, “Kuşkusuz sizinle beraberiz. Biz onlarla yalnızca alay ediyoruz.”

Bakara 8-14 
 

Çok geçmeden Yahudilerle de bir anlaşma yapıldı. Anlaşmaya göre, herkes dininde serbest olacak, toplum içinde Müslümanlar ve Yahudiler eşit statülere sahip olacaklar, iki taraftan birine bir zarar gelirse diğer taraf zarara uğrayana yardım edecekti. Aslında Yahudiler anlaşmayı politik sebeplerden dolayı kabul etmişlerdi. Çünkü Hz.Peygamber, Medine’nin en güçlü kişisi olmuştu ve gücü her geçen gün artmaya devam ediyordu. Anlaşmayı kabul etmekten başka seçenekleri görünmüyordu. Ama Allah’ın Yahudi olmayan bir peygamber göndereceğine de inanmıyorlardı.

Enes'in Hz.Peygambere Yardımcı Olarak Verilmesi

 

Mescid’in Yapılışı
Hz.Peygamber'in Medine’ye geldiği zaman devesinin çöktüğü yere Müslümanların toplanması ve ibadet etmesi için bir mescid yapılması kararlaştırılmıştı. Hz.Ebubekir tarafından bedeli ödenerek arsa satın alındı. Hz.Peygamberin temeline koyduğu ilk taşla da inşaata başlandı. Herkes canla başla çalışıyordu. Bunda Hz.Peygamberin gösterdiği gayretin etkisi de büyüktü. Kendisi bizzat taş taşıyor, yerine çalışmak isteyenlere de,

- Sen Allah’a benden daha muhtaç değilsin!

diye cevap veriyordu. Çok geçmeden inşaat tamamlandı. Mescidin yanına Hz.Peygamber için de iki oda yapıldı ve üzeri hurma dallarıyla örtüldü. Böylece Hz.Peygamber’in, Ebu Eyyub el-Ensari’nin evinde 7 ay süren misafirliği sona eriyordu.

Selman-ı Farisi’nin Müslüman Olması

İbn-i Mesud ve Üseyd'in Kur'an Okuyuşları

 

Suffe Ehli
Mescidin yanına, üzeri hurma dalları ile çevrili bir yer yapılmıştı ki buraya Suffe ismi verilirdi. Medine’de kimsesi olmayan, evleri de bulunmayan, fakir sahabiler burada kalırlardı. Gecelerini namazla, Kur’an okumakla, ders görmekle geçirir; gündüzleri de su taşır, odun toplayıp satar ve kazandıklarıyla yiyecek alırlardı.

 

Hz.Peygamber de onlarla özel olarak ilgilenir, onlarla oturup sohbet ederdi. Kabilelere göndereceği İslam’ı öğretecek kimseleri onların arasından seçerdi. Gerçekten yoksul kimselerdi. Üzerlerinde doğru dürüst giyecekleri yoktu, karınları da çoğu zaman açtı. Fakat kimseden bir şey istemezlerdi. Hz.Peygamber, akşamları bir kısmını çağırıp doyurur, bir kısmını da hali vakti yerinde olan sahabilerine gönderirdi.



  

Medine  

Beni seviyor musunuz?

Minik yardımcı...

İslam'ın Başkenti...