Hz.Peygambere Sihir Yapılması
Hz.Peygamberin Hudeybiye’den döndüğü günlerdi. Medine’deki Yahudilerin önde gelenleri, kendisi de Yahudi olan, Lebid bin Asım’a başvurdular. Yahudiler arasında, sihirde ve sihirle adam öldürmede Lebid’in üstüne kimse olmadığı konuşulurdu. Ona, Hz.Peygamberin bir çok Yahudiyi büyüleyerek yanına çektiğini, kendilerinin ise buna karşı hiçbir şey yapamadıklarını söylediler ve yardımını istediler. Kendisine para da verdiler.

 

Yahudilerden bir genç zaman zaman Hz.Peygamberin yanına gelir ve hizmetinde bulunurdu. Yahudiler, Hz.Peygamberin taradığı saçlardan bir miktar ile tarağın dişlerinden bazılarını almak için bu gence baskı yapmaya başladılar. Sonunda da istediklerini elde ettiler.

 

Sihir yapıldıktan sonra Hz.Peygamberin sağlığı bozulmaya başladı. Saçları dökülmeye, gözleri iyi görmemeye, yapmadığı işleri yaptığını sanmaya başladı. Sonra durumu daha da kötüleşti. Yemek yiyemez hale geldi. Müslümanlar hastalığından dolayı ziyaretine gelmeye başladılar.

 

Hz.Aişe anlatıyor:

Sonunda, Resulallah bana, "Ey Aişe! Yapmış olduğu duamı Allah’ın kabul buyurduğunu biliyor musun? Bana meleklerden iki kişi geldi. Birisi baş ucumda, diğeri ayak ucumda oturdu ve konuşmaya başladılar:

- Bunun hastalığı nedir?
- Sihirlenmiştir.
- Kim sihir yapmış ona?
- Lebid bin Asam.
- Sihir ne ile yapılmış?
- Erkek hurmanın kurumuş çiçeği, tarak dişleri, taranmış saç ve sakal ile...
- Nerede o?
- Zervan kuyusunda, basamak taşının altında...
- Onun şifa bulması ne ile?
- Kuyunun suyunun tamamen çekilip, içindeki basamak taşının kaldırılması ve altındakinin çıkarılması iledir.

dediler ve melekler havalanıp gittiler. buyurdu."

 

Hz.Peygamber, Ali ve Ammar bin Yasir’i yanına çağırdı. Onlardan Zervan kuyusuna gitmelerini, meleklerden duyduğu şeyleri yapmalarını istedi. Kuyunun yanına gittiklerinde kuyunun suyunu kınayla boyanmış gibi buldular. Çevredeki hurma ağaçlarının başları da şeytanı hatırlatıyordu. Kuyunun tüm suyunu çekip boşalttılar ve içindeki basamak taşını kaldırdılar. Taşın altında, hurma çiçeği, Hz.Peygamberin tarağı ve saçları, üzerine iğneler saplanmış mumdan bir heykel ile üzerine on bir düğüm atılarak iğneler saplanmış bir yay kirişi bulup çıkardılar. Düğümleri Felak ve Nas surelerini okuyarak çözmeye başladılar. Her düğüm çözülüşünde Hz.Peygamber önce acı, ardından da rahatlık hissediyordu. Son düğüm çözüldüğünde O da tamamen rahatlamış durumdaydı.

 

Zervan kuyusu kapatıldı. Hz.Peygamber Lebid bin Asam’a haber göndererek bunu niçin yaptığını sordu. Lebid, “altınlara karşı duyduğum sevgi yüzünden” cevabını verdi. Lebid’in öldürülmesi tekliflerini ise reddederek,

- Onun sonunda göreceği ceza daha şiddetlidir.

buyurdu. Ne onu ne de bu işe kalkışan Yahudileri cezalandırmadı.

 

Hayber’in Fethi
Hayber, Medine ile Şam arasında, hurma ağaçlarıyla ünlü, Yahudilerin yaşadığı bir yerdi. Hudeybiye seferinden önce, Hayber Yahudileri Mekkeli müşrikler ile aralarında anlaşma yapmış bulunuyorlardı. Anlaşmaya göre, Müslümanlar Mekke üzerine yürüyecek olurlarsa Hayber Yahudileri, Müslümanlar Hayber üzerine yürüyecek olurlarsa da Mekkeli müşrikler Medine’ye saldıracaklardı.

 

Fakat, Hudeybiye’de, Mekkeli müşriklerle 10 yıllık bir barış anlaşması yapılınca, Mekkeli müşrikler ile Hayber Yahudileri arasında yapılan anlaşma anlamını yitirdi. Bunun üzerine Hayber’e sefer hazırlıklarına başlandı. Medine’den ayrılan ordu 1400 piyade ve 200 atlıdan oluşuyordu. Yolda orduya katılanlar da oldu. Yahudilerin savaşçı sayısı ise 10.000’e yaklaşıyordu. Ayrıca Yahudiler, Hayber’in bir yıllık hurma mahsulünün yarısı karşılığında Gatafan kabilesinin de yardımını sağlamayı başardılar. Gatafan kabilesinden 4000 kadar savaşçı, gelerek kalelerden birisine yerleştiler. Bu yüzden Yahudiler, son ana kadar, Müslümanların kendileriyle çarpışmaya cesaret edebileceklerine ihtimal vermiyorlardı. Ama ordu gelip de Hayber’e konuşlanınca, durumu anladılar ve kalelerine çekildiler. Müslümanlar da kaleleri kuşatma altına aldılar.

 

Çarpışmalar başladı. Müslümanlar zaman zaman hücuma geçiyorlar fakat başarı sağlayamıyorlardı. Kuşatma uzadıkça uzadı. Hatta bir ara Yahudiler karşı hücuma geçerek Müslümanları bozguna uğrattılar. Hz.Peygamber, son derece hiddetlendi ve üzgün olarak akşamladı.

 

Yahudilerle anlaşan Gatafan kabilesine, yardım etmekten vazgeçip ülkelerine dönmeleri karşılığında Hayber’in bir yıllık hurma mahsulü teklif edildi ama Gatafanlılar buna yanaşmadılar. Bunun üzerine Hz.Peygamber, Müslümanların hücumlarını Gatafanlıların bulunduğu kaleye yöneltmelerini emretti. Gatafanlılar o gün ve gecesini korku içinde geçirdiler. Gecenin sonunda, nereden geldiği belli olmayan bir sesin,

- Ey Gatafan topluluğu! Ev ve ev halkınız, ev ve ev halkınız...İmdat, imdat! Ne ev kaldı, ne mal!

 

diye bağırdıklarını işittiler. Sabah’a karşı Gatafanlılar yerlerini terk ederek ülkelerine döndüler. Artık Müslümanlarla Hayber Yahudileri baş başa kalmışlardı. Hz.Peygamber,

- Yarın sancağı öyle birisine vereceğim ki, Allah ve peygamberi onu sever! O da Allah’ı ve peygamberini sever! O Hayber’i feth etmedikçe dönmeyecektir. Allah fethi onun eli ile gerçekleştirecektir.

buyurdu.

Mücahidlerin sancağın kendilerine verilmesini arzulamaları ve Hz.Ali

 

Hz.Peygamber, kendi eliyle Hz.Ali’ye zırhlı bir gömlek giydirdi. Zülfikar adı verilen kılıcı beline bağladı. Sancağı da eline vererek,

- Al bu sancağı ve ilerle! Allah sana fethi nasip edinceye kadar çarpış! Sakın arkanı dönme!

 

buyurdu. Hz.Ali’nin büyük kahramanlıklar gösterdiği çarpışmaların sonucunda Hayber’in fethi gerçekleşti. Bir çok ganimet ele geçirildi. Şehit olanların sayısı yirmi kişi civarındaydı.

Gatafanlıların geri dönüp ganimetten pay istemeleri

Yahudilerin Hz.Peygamberi Zehirlemeye Kalkışmaları

 

Mekke’ye Yardım
Mekke’de müthiş bir kuraklık ve kıtlık baş göstermişti. Hz.Peygamber, Medine’den arpa ve altın gönderilmesini emretti. Gönderilenleri de Mekke’nin ileri gelinlerinden Ebu Süfyan, Safvan bin Ümeyye ve Süheyl bin Amr’a teslim edilmesini öğütledi. Safvan ve Süheyl gelen malları almayı reddettiler. Fakat Ebu Süfyan, gelen malların hepsini teslim aldı ve ihtiyaç sahiplerine dağıttı.

- Allah, kardeşimin oğlunu hayırla mükafatlandırsın! Çünkü o, akrabalık haklarını gözetti.

diyerek de memnuniyetini dile getirdi.

 

Kabe’yi Ziyaret
Hudeybiye anlaşmasına göre, Müslümanlar o yıl Kabe’yi ziyaret etmeden dönecekler, aradan bir yıl geçtikten sonra da engellenmeden ziyaretlerini yapabileceklerdi. Anlaşmanın üzerinden bir yıl geçmiş ve ziyaret zamanı gelmişti. Hicretin altıncı yılında halka Umreye gidileceği haberi verildi. Hazırlananların sayısı iki bin kişiyi bulmuştu.

 

Müslümanların Mekke’ye girmelerinden önce, Kureyş’in ileri gelenleri Mekke’yi terk ederek dağlara doğru çekildiler. Hz.Peygamberin ve Müslümanların Mekke’ye girmelerini gururlarına yedirememişlerdi. Müslümanlar Mekke’de üç gün kaldılar. Ziyaretlerini ve ibadetlerini yerine getirdiler. Hz.Peygamber, kalma sürelerinin uzatılması için ricada bulunduysa da isteği reddedildi. Müslümanlar ibadetlerini tamamlayarak Medine’ye geri döndüler.

Amr bin As’ın Müslüman Oluşu

Halid bin Velid’in Müslüman Oluşu

 

Mu’te Savaşı
Haris bin Umeyr, Hz.Peygamberin mektubunu Şam’da bulunan Rum Hükümdarına götürmekle görevlendirilmişti. Mute’ye varınca, Kayserin vekillerinden birisi olan Şurahbil’in huzuruna çıkarıldı. Şurahbil,

- Nereye gitmek istiyorsun?
- Şam’a.
- Sen Muhammed’in elçilerinden olmayasın?
- Evet, ben Onun elçisiyim.

 

Şurahbil'in emri üzerine, Haris bağlandı ve götürülerek boynu vuruldu. O güne kadar Hz.Peygamberin elçilerinden hiç kimse öldürülmemişti. Haris’in ölümü Hz.Peygambere çok güç ve ağır geldi. Müslümanları topladı. Onlara Haris’in ölümünü bildirdi ve ordugahta toplanmaları için emir verdi. Silahlanıp yola çıkmak için hazırlanan mücahidlerin sayısı 3.000 kadardı.

Hz.Peygamberin orduyu yola çıkarması

 

Bu sırada Şurahbil de mücahidlerin kendisine doğru gelmekte olduklarını haber almış ve asker toplamaya başlamıştı. Topladığı askerlerin sayısı 100.000’i buluyordu.

Müslümanların düşmanın büyüklüğü karşısında şaşırmaları ve karar

 

İki ordu Mute denilen yerde karşı karşıya geldiler. Yeşil ekinler üzerinde birbirleriyle kıyasıya çarpışmaya başladılar. İslam ordusunun komutanı Zeyd bin Haris sancağı eline almıştı. Vücudu mızraklarla delik deşik edildi, sonunda cansız olarak yere düştü.

 

Sancağı, Hz.Peygamber’in emrettiği gibi Cafer bin Ebu Talib aldı. Düşman ordusunun içlerine kadar ilerledi. Çarpışma sırasında önce bir eli kesildi. Sancağı diğer eline aldı. O da kesilince sancağı koltuğunun altına sıkıştırdı. Sonunda mızrak ve kılıç darbeleriyle o da şehid oldu.

 

Abdullah bin Ömer der ki:

- Cafer’i ölüler arasında aradık. Vücudunuda doksandan fazla mızrak, ok ve kılıç yarası bulduk.

Cafer de şehid olunca, sancak, Hz.Peygamberin emir buyurduğu gibi Abdullah bin Revaha’ya verildi. Abdullah bin Revaha atının üzerinde sancağı aldı. Fakat mızrakla yaralandı. Müslümanlarla düşman safları arasında yere yıkıldı.

- Ey Müslüman topluluğu! Kardeşinizin cesedini kesilip biçilerek oyuncak edilmekten koruyun!

dedi. Çok geçmeden kaldırıldığı yerde can verdi. Abdullah bin Revaha da vurulup sancak yere düşünce, Müslümanlarla müşrikler birbirine karıştı. Müslümanlar görülmedik bir bozguna uğradılar ve darmadağın oldular. Müşrikler Müslümanların peşine düştüler.

 

Halid bin Velid'in komutan seçilmesi

 

Halid, sancağı aldı ve hep beraber hücuma geçtiler. Müthiş çarpışmalar yaşandı. Pek çok düşman askeri öldürüldü. O günü anlatan Halid şöyle diyor:

- O gün elimde yedi kılıç parçalandı. Geniş yüzlü bir Yemen palasından başka silahım kalmamıştı.

Halid bin Velid, kendisinden kat kat güçlü müşriklerle bir süre savaştıktan sonra, İslam ordusunu savaş alanından geri çekme kararı verdi. Böylece İslam’ın biricik askeri gücü olan orduyu topluca yok olmaktan kurtardı.

 

Hz.Peygamberin savaşı Medine'den anlatması

Hz.Peygamberin savaşta şehid olanların Aileleri ile ilgilenmesi

Hudeybiye'den Sonra 

Fethe Doğru...

Hz.Peygambere kim sihir yaptı?

Bin beşyüz yıl önce naklen yayın...