Haşimoğullarına Boykotun Başlatılması
Peygamberliğin gelmesinin üzerinden altı yıl geçmiş, yedinci yıla girilmişti. Müslümanların bir kısmı, Habeş ülkesine hicret ederek emniyete kavuşmuş; Hamza, Ömer gibi Kureyş’in ileri gelenleriyle Müslümanlar güç kazanmış; İslam, diğer Arap kabileleri arasında da duyulmaya başlamıştı. Çok geç olmadan bu gidişe bir son vermek gerektiğini düşünen Kureyşli müşrikler, Hz.Peygamberi öldürmek için aralarında anlaşmaya vardılar.

 

Müşriklerin aralarında yaptıkları anlaşmanın haberi, Ebu Talib’in kulağına kadar gelmekte gecikmedi. Yeğeni hakkında endişeye kapılan Ebu Talib, akrabaları olan Haşimoğullarını toplantıya çağırdı. Müslüman olsun, olmasın hepsi; kimisi din, kimisi akrabalık gayretiyle Hz.Peygamberi koruma konusunda sözbirliği ettiler.

Haşimoğullarının yaptıkları toplantıyı haber alan Müşrikler de ayrı bir yerde yeni bir toplantı daha yaptılar. Toplantıda, Hz.Peygamber, öldürülmek üzere kendilerine verilinceye kadar devam etmek üzere şu konularda anlaşmaya vardılar:

 

- Haşimoğullarına kız verilmeyecek, onlardan kız alınmayacak,
- Yapılan her türlü ticari faaliyet durdurulacak,
- Onlarla oturulmayacak, görüşülmeyecek, konuşulmayacak,
- Barış istekleri asla kabul edilmeyecek ve acınmayacak

 

Üzerinde anlaştıkları maddeleri bir kağıda yazıp mühürlediler ve verdikleri sözden dönmemek için de Kabe’nin içine astılar.

Ebu Talib, “anlaşmadan vazgeçmeleri, dostluk bağlarını koparmamaları, bunun kabileler arasında kanlı savaşlara sebep olabileceği” yönünde uyarılarda bulunduysa da bir sonuç alamadı. Haşimoğulları için yıllar sürecek, zorluklarla dolu bir dönem başlıyordu.

 

İran-Bizans Savaşı Hakkında Bahse Girilmesi

 

Haşimoğullarının Sıkıntıya Düşmeleri
Haşim Oğullarına karşı başlatılan boykot 3. yılına girmişti. Müşrikler, Haşimoğullarıyla kendileri alış veriş yapmadıkları gibi, dışarıdan gelenlerin alış veriş yapmalarına da engel oluyorlardı. Hz.Peygamber, hanımı Hz.Hatice ve Ebu Talib, Haşimoğullarının sıkıntılarını gidermek için bütün mallarını harcadılar. Fakat yokluk son haddine ulaşmış; ağaç kabuklarını ve yapraklarını yemeye, kuru deri parçalarını ıslatıp kemirmeye başlamışlardı. Açlıktan ağlaşan çocukların feryatları Haşimoğullarının mahallelerinin dışından duyuluyordu. Bu duruma bazıları sevinirken, kimileri de üzülüyordu. Anlaşmaya rağmen gizli gizli yardım etmeye çalışanlar çıkmaya başladı.

 

Ayın Yarılması

 

Kabe’ye Asılan Anlaşmanın Güveler Tarafından Yenmesi
Haşim Oğullarına uygulanan boykot üçüncü yılını doldurmak üzereydi. Hz.Peygamber, amcası Ebu Talib’in yanına geldi:

- Ey amca! Rabbim olan Allah, Kureyşlilerin Kabe’ye astıkları sayfaya ağaç kurdunu (güvesini) musallat etti. Allah’ın isminden başka, yazılan anlaşma maddelerinden hiç birini bırakmadı, hepsini kemirdi.
- Bunu sana Rabbin mi haber verdi?
- Evet!
- Ey kardeşimin oğlu! Bu haber verdiğin şey gerçek midir?
- Evet! Vallahi gerçektir!

 

Ebu Talib, haberi kardeşlerine anlattı. Kardeşleri:

- Bu hususta kanaatin nedir?
- Vallahi, O bana hiçbir zaman yalan söylememiştir. En güzel şekilde giyinerek Kureyşlilerin yanlarına gidelim ve bu haberi onlara bildirelim.

 

Hep birlikte hazırlanarak Kabe’ye gittiler. Kureyşlilerin ileri gelenleri Kabe’nin yanında oturuyorlardı. Ebu Talib ile yanındakileri görünce, Hz.Peygamberi kendilerine teslim etmeyi kabul etmek zorunda kaldıklarını düşündüler, hemen meclislerine aldılar. Ebu Talib:

- Ey Kureyş topluluğu! Hiçbir zaman yalan söylememiş olan kardeşimin oğlu bana, anlaşmayı yazmış olduğunuz sayfanıza, Allah’ın ağaç kurdunu musallat kıldığını ve anlaşma maddelerinin tamamının kemirildiğini haber verdi. Haydi anlaşmayı yazmış olduğunuz sayfanızı getirin! Eğer söylediği doğru çıkarsa, vallahi en sonuncumuz ölünceye kadar Onu size teslim etmeyiz! Ama siz de bu yaptıklarınızdan vazgeçin! Eğer dediği doğru çıkmazsa, kardeşimin oğlunu size teslim ederim. Siz de Ona istediğiniz gibi davranırsınız!

 

Müşrikler teklifi kabul ettiler. Anlaşma sayfası getirildi. Fakat her şey kurtlar tarafından kemirilmiş, yalnız Allah’ın isminin bulunduğu bölüm sağlam kalmıştı. Müşrikler yine de verdikleri sözü yerine getirmekten kaçındılar ve “bu bir sihirdir!” dediler. Ama içlerinde Haşimoğullarına karşı haksızlık ettiklerini düşünenlerin sayısı gün geçtikçe artıyordu.

 

Boykotun Sona Ermesi
Peygamberliğin 10. yılına girilmişti. Uygulanan boykot, artık çoğu kimseye insafsızca gelmeye başlamıştı. Kureyşlilerden, Haşimoğullarına yakınlığı olan birkaç kişi, aralarında anlaşıp bir toplantı sırasında anlaşmayı eleştirdiler ve bundan sonra uymayacaklarını bildirdiler. Zaten zayıflamış bulunan boykot cephesi, bu girişimden sonra daha fazla devam edemedi. Haşimoğulları da tekrar halkın arasına karıştılar.

 

Hüzün Yılı
Hz.Peygamber, aynı yıl, önce kendisine ilk günlerden itibaren inanan ve tüm gücüyle yardım eden eşi Hz.Hatice’yi; ardından da düşmanlarına karşı en büyük destekçisi, amcası Ebu Talib’i kaybetti. Bu durum, Hz.Peygamber o kadar ağır geldi ki, o yıla “Hüzün Yılı” adını verdi.

 

Ebu Talib ölüm döşeğindeyken:

- Ey Kardeşimin oğlu! Senin onlara teklif ettiğin şeyi, hiç de haktan uzak görmedim.
- Ey amca! Onu sen söyle! Kıyamet günü, senin için şefaat etmeme izin verilsin. 
- Vallahi, ey kardeşimin oğlu! Kureyşlilerin bunu, benim ölümden korkarak söylediğimi sanmaları korkusu olmasaydı, Seni memnun etmek için söylerdim.
- Hiç şüphesiz, üzerimde, babamdan daha çok hakkı olan sensin. Sen bir kelime söyle ki, Kıyamet gününde sana onunla şefaat edebileyim.

 

Fakat, Hz.Peygamberin tüm isteğine rağmen, Ebu Talib’in son sözü, babasının dini üzerine bulunduğunu söylemek oldu. Hz.Peygamber, buna rağmen amcası hakkında bağışlanma dilemeye devam etti. Ta ki bu konuda uyarılıncaya kadar:

• Sen sevdiğin kimseyi hidayete erdiremezsin! Ancak, Allah dilediğine hidayet verir. Doğru yolda olanları en iyi bilen de Odur.

Kasas 56 

Ebu Talib vefaat ettiğinde 90 yaşına yaklaşmıştı. Hz Ali anlatıyor:

Babam vefaat ettiği zaman, Resulullahın yanına gittim:

- “Amcan, müşrik olarak öldü! “dedim. Ağladı.
- Git onu yıka ve göm! 
- Onu kim gömecek? 
- Sen git, babanı göm! Dönüp yanıma gelinceye kadar da hiçbir şey yapma!

buyurdu. Babamı gömüp gelince, emretti, yıkandım. Bana dua etti. 

 


  

Boykot 

Asla acıma yok...

Ayın yarılması ...

Güveler neyi yemez...?

Niçin hüzün yılı?