Hendeğin Kazılması
Hz.Peygamberin Medine’ye hicretinin beşinci yılında, Mekkeli müşrikler, Hayber Yahudileri ve kendilerine yakın bir çok Arap kabilesi aralarında anlaşarak Müslümanların üzerine yürümeye karar verdiler. Hızla hazırlıklar tamamlandı ve ordu Ebu Süfyan’ın komutasında Mekke’den yola çıktı. Yolda katılanlarla birlikte sayıları 10.000 kişiyi buluyordu.

Mekke’de savaş hazırlıklarına başlandığı haberi ulaşır ulaşmaz, Hz.Peygamber Müslümanların ileri gelenlerini topladı ve durumu onlara haber verdi. Yapılması gerekenler konusunda fikirlerini sordu.

 

Selman-ı Farisi:

- Biz Fars (İran) toprağında, düşman atlılarının baskınından korktuğumuz zaman, etrafımızı hendeklerle çevirip, kendimizi savunurduk. Ya Resulallah! Burada da hendekler kazıp, arkasına çekilsek?

 

Selman-ı Farisi’nin bu teklifi Müslümanların hoşuna gitti. Medine’nin çevresine Hendekler kazıp savunma yapma fikri benimsendi. Hz.Peygamber atına bindi. Mekkeli ve Medineli Müslümanların ileri gelenlerinden bazılarını yanına alarak hendek kazılması gereken yerleri tespit için keşfe çıktı. Medine’nin sadece bir tarafı düşman saldırısına açık ve tehlikedeydi. Diğer tarafları saldırıya uygun değildi.

 

Komşu Kurayza Yahudilerinden hendek kazma işinde kullanılmak üzere kazma, kürek, ip, sepet gibi araç-gereç istendi. Yahudileri bunları vermekten kaçınmadılar. Çünkü Müslümanlar ile yaptıkları anlaşma devam ediyordu ve onlar da Mekkelilerin Medine’ye girmelerini istemiyorlardı.

 

Toplanan orduların Medine’ye ulaşması için bir haftalık bir süre kalmıştı. Hendek kazma işine Mekkeli-Medineli, yaşlı-genç bütün Müslümanlar katıldı. Hz.Peygamber de yer kazmakta ve sepetle toprak taşımaktaydı. Sahabilerin,

- Ya Resulallah! Bizim çalışmamız yeter. Sen çalışma, otur!

demelerine,

- Ben de sevabınıza ortak olmak istiyorum!

diyerek cevap veriyor ve çalışmaya devam ediyordu. Hendekte çalışanların sayısı üç bin civarındaydı.

Açlığa peygamber çözümü

Müjdeler...

 

Altı günlük bir çalışmanın sonunda, süvarilerin atlayıp geçemeyecekleri kadar geniş bir hendek tamamlandı. Yalnız hendeğin bir tek yeri, aceleye geldiğinden, yeterince derin ve geniş kazılamamıştı. Bunun için Hz.Peygamber:

- Müşriklerin, buradan başka bir yerden geçmelerinden korkmuyorum!

diyerek endişesini dile getirmiş ve burada sürekli nöbet tutulmasını istemişti. Müşriklerin gelip karargahlarını kurmaları üzerine Hz.Peygamber, 3000’i bulan müslümanla birlikte, hendeğe doğru hareket etti.

 

Medineli Yahudilerin İhaneti
Müşriklerle birlikte savaşmak için Medine’ye gelen Nadir Yahudilerinin reisi Huyey, Müslümanlara komşu olan Kurayza Yahudilerinin yanına gitti. Müslümanlara karşı savaşmaları için onlara vaadlerde bulundu. Halbuki, Kurayza Yahudileri Müslümanlarla anlaşma yapmış durumdaydılar. Anlaşmada, Yahudilerin Müslümanlarla bir topluluk meydana getirdikleri kabul ediliyor ve Medine’ye bir saldırı olduğunda hep birlikte müdafaada bulunulacağı belirtiliyordu. Kurayza Yahudileri önce anlaşmayı bozmayı reddettilerse de, Huyey, sonunda Müslümanlara karşı savaşa katılmaya onları ikna etti. Böylece Müslümanlar iki taraftan sıkıştırılmış oluyorlardı.

Yahudilerin anlaşmayı bozmaları nasıl karşılandı?

 

Savaşın Başlaması

Hz.Peygamber Hendek Savaşında

 

Savaş Kızışıyor
Savaşlardan hiç biri Müslümanlar için, Hendek Savaşından daha zahmetli ve daha korkulu olmamıştı. Bir yandan, Kurayza Yahudilerinin, çoluk çocuklarına baskın yapmayacaklarından emin değildiler. Medine, sabahlara kadar bekleniyor, korkudan Müslümanların getirdikleri Tekbir sesleri işitiliyordu. Diğer taraftan ise Müşrikler nöbetleşe hücuma geçiyorlardı.

 

Saldırılar gittikçe sıklaşmaya başladı. Yeni Arap okçuları da müşriklere katılmıştı. Bir gün Hz.Peygamberin çadırına ok yağdırmaya başladılar. Hz.Peygamber üzerinde zırh gömlek olduğu halde ayakta dikiliyordu. Üç gün, üç gece çarpışmalar devam etti. Müslümanlar yetişebilecekleri her yere yetişmeye çalışıyorlardı.

 

Sonunda, Kureyş ve Gatafan orduları, geride hiç kimse kalmadan, bütün güçleriyle hücuma geçtiler. Hendeğin her tarafı tutuldu. Hz.Peygamber de güneş doğmadan önce hendek kıyısına geldi. Müslümanları savaş düzenine soktu. Onlara, güçlüklere göğüs germelerini öğütledi. Cabir bin Abdullah o günü şöyle anlatıyor:

Müşrikler, o gün bizimle durmadan çarpıştılar. Ordularını bölük bölük ayırdılar. Halid bin Velid komutasındaki büyük ve ağır gruplarını Resulullah’a doğru yönelttiler. Çarpışmalar o gün geç saatlere kadar sürdü. Resulullah o gün, ne öğle, ne ikindi, ne akşam namazını kılmaya fırsat bulabildi. Sahabiler:

- Ya Resulallah! Namazımızı kılamadık.

diyorlar, O da:

- Vallahi, ben de kılamadım!

buyuruyordu. Sonunda, Allah düşmanları bozguna uğrattı. Dağıldılar ve karargahlarına döndüler.

 

Müşriklerin Bozguna Uğramaları
Hz.Peygamber, Ahzab mescidinin bulunduğu yerde ayağa kalktı. Ellerini kaldırdı ve dua etti:

- Ey Kitabı indiren, hesabı çabuk gören, kabileleri bozguna uğratan Allah! Şu kabileleri de bozguna uğrat! Sars onları! Onlara karşı bize yardım et! Ey darda, tasalarda olanların imdadına yetişen! Ey muhtaç ve çaresiz kalmışların dualarına icabet eden! Üzüntü ve sıkıntılarımızı gider!

 

Pazartesi, Salı, Çarşamba günleri de dua etmeyi tekrarladı. Çarşamba günü öğle namazından sonra duasının kabul edildiği, yüzünde dalgalanan sevinçten anlaşılıyordu.

 

Bu sırada, Medine’yi kuşatan kabileler arasında anlaşmazlıklar baş göstermişti. Hiçbiri bir diğerine güvenmiyordu. Araplardan Gatafanlar ve Süleymler,

- Muhammed bize şu Yahudilerden daha sevimlidir!

 

demeye başlamışlardı. Kıtlık her tarafı sarmıştı ve askerler de hendeğin kenarında beklemekten bıkmışlardı. Cumartesi gecesi, müthiş bir rüzgar esmeye başladı. Bu rüzgar, en soğuk kış gecelerinde görülen dondurucu bir rüzgardı. Müşriklerin çadırlarını yırtıyor, direklerini söküyor, yakılan ateşlerini söndürüyordu. Kimse kimsenin yanına gitmeye güç yetiremiyordu. Atlar ve develer birbirine karışmıştı. Hz.Peygamber bu rüzgar için,

- Ben Allah tarafından Saba yeli ile yardım olundum. Ad kavmi ise batı yeli ile yok olmuşlardı.

buyurmuştur. 

 

Kur’an-ı Kerim’de de bu durumdan şöyle bahsedilmektedir:

• Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın ki, düşman orduları size geldiğinde, onların üzerine bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptıklarınızı görendir. 

Ahzab 9

Ey uykucu kalk artık!

 

Sabaha çıkıldığında, düşman ordugahında tek bir kişi bile kalmamıştı. Müşrikler, yanlarında götüremedikleri bir takım eşyaları da bırakıp gitmişlerdi. Hendekten dönecekleri sırada Hz.Peygamber,

- Bu yılınızdan sonra Kureyşliler, artık sizinle çarpışamayacaklar! Fakat siz onlarla çarpışacaksınız!

buyurdu. 

 

Müşriklerin dönüp gitmeleri Kur’an-ı Kerim’de de şu şekilde anlatılmaktadır:

• Allah, inkar edenleri kin ve öfkeleriyle geri çevirdi, onlar hiçbir hayra varamadılar. Savaşta Allah, mü’minlere yetti. Allah çok güçlüdür, üstün ve galip olandır.

Ahzab 25


  

Hendek  

Artık savunma yok...

Açlığa peygamber çözümü...

Dua silahı...

Ey uykucu, kalk artık!