Amcası Ebu Talib
Zübeyr ile Ebu Talib, Hz.Peygamberin babası Abdullah ile aynı anneden doğma kardeşlerdi. İki amca, Muhammed'i (sav) yanlarına almak üzere aralarında kura çektiler. Kura, Ebu Talib'e çıktı.

 

Ebu Talib, bir kaç deveden başka malı olmayan, ailesi ise kalabalık ve onları geçindirmekte sıkıntı çeken bir kimseydi. Fakat yoksulluğuna rağmen sözü dinlenir, emirlerine karşı gelmekten sakınılırdı.

 

Babası Abdulmuttalib gibi o da Muhammed'in (sav) üzerine titredi. Onu son derece sever, kendi çocuklarını O'nu sevdiği kadar sevmezdi. Onu yanına almadan uyumaz, bir yere gitse Onu da yanında götürürdü. O gelmediği zaman yemeğe başlanmasına izin vermez,

- Durun! Oğlum gelsin, hazır olsun!

derdi.

 

Gerçekten de, Muhammed (sav) sofrada onlarla birlikte bulunmazsa, doymazlardı. Bu yüzden de Ebu Talib, yeğenine,

- Sen, hiç şüphesiz, mübareksin!

derdi.

 

Farklı Bir Çocuk
Dadısı Ümmü Eymen şöyle diyor :

Resulullahın gerek çocukluğunda, gerek çocukluğundan sonra, ne açlıktan, ne de susuzluktan şikayet ettiğini görmedim. Günlerin çoğunda, sabahleyin biraz zemzem içer, kendisine yiyecek vermek istediğimiz zaman da 'İstemem,ben tokum.' derdi. Amcasının çocukları, sofraya konulan yemeğe hemen uzandıkları halde, O uzanmaz, yenme zamanını beklerdi.

 

Yengesi Fatıma Hatun 
Yengesi Fatıma Hatun da, faziletli, iyi halli bir kadındı. Vefat ettiği zaman, Hz.Peygamberin gözlerinden yaşlar süzülmüş;

- Bugün, Annem vefat etti.

buyurup, kendi gömleğini ona kefen olarak sarıp cenaze namazını kıldırmış, gömüleceği kabrin içine inip biraz yanının üzerine uzandıktan sonra onu indirmiştir.

- Biz senin, böyle yaptığını hiç görmedik!

diyenlere,

- Ebu Talib'ten sonra, bu kadıncağız kadar bana iyilik eden hiç bir kimse yoktur! Ahirette Cennet elbiselerinden elbise giymesi için, ona gömleğimi sardırdım. Kabre ısınması, alışması ve kabir sıkışının hafiflemesi için de oraya kendisiyle birlikte uzandım.

buyurmuş, şaşıranlara da şöyle cevap vermiştir:

- O beni doğuran annemden sonra annemdi. Kendi çocukları aç durup suratlarını asarlarken, önce benim karnımı doyurur, saçımı tarar ve gül yağları ile yağlardı. O benim Annemdi.

 

Çobanlık
Muhammed (as), amcasının mali durumunun kötü olması dolayısıyla geçimine katkıda bulunmak için, ücret karşılığı çobanlık yapmaya başladı. Ebu Hureyre daha sonra Hz.Peygamber ile sahabeleri arasında geçen bir konuşmayı şöyle nakleder:

Resulullah, dünyada çobanlık yapmamış peygamber olmadığını söyledi. Bunun üzerine sahabeleri sordu:

- Sen de çobanlık yaptın mı, ya Resulullah?
- Evet. Mekkelilerin keçilerini birkaç kırat (1/10 dinar) karşılığında gezdirirdim.

Amcasının Evinde

Hem Öksüz, Hem Yetim...

Farklı bir çocuk...
Küçük çoban...