Bereket 

Irbaz bin Sariye anlatıyor:

Seferde Resulullah’ın kapısında beklerdik. Tebük’te bir gece bir işi için ayrıldık. Sonra konak yerine döndük. Yanındaki misafirleriyle akşam yemeğini yemişti. Yanına vardım.

- Geceye kadar nerelerdeydin?

 

diye sordu. Nerede olduğumuzu haber verdim. O sırada diğer arkadaşlarımda çıka geldiler, üç kişi olduk. Hepimiz de açtık. Resulullah, bize yedirecek bir şey aramak için içeri girdi fakat bulamadı. Bilal’e seslendi:

- Ey Bilal! Şu kişilere vermek için akşam yemeğinden artan bir şey ver mı?
- Seni hak dinle gönderen Allah’a yemin ederim ki yok! Hurma dağarcıklarımız ve yağ tulumlarımızı silkip boşalttık.
- Sen bir daha bak! Belki bir şeyler bulabilirsin!

 

Bilal dağarcığı alıp silkeledi. Silktikçe birer ikişer hurma düştü. Resulullah’ın önünde yedi kadar hurma toplandığını gördüm. Sonra küçük bir çanak getirtti. Hurmaları onun içine koydu. Elini hurmaların üzerine sürerek besmele çekti. Besmeleyle yememizi istedi. Yemeğe başladık. Ben 54 hurma yediğimi saydım. İki arkadaşım da benim yediğim kadar yemişlerdi. Ellerimizi çektiğimiz zaman ne görelim: yedi hurma yine olduğu gibi duruyor! Resulullah,

- Ey Bilal! Dağarcığına bunları kaldır! Çünkü ondan yiyen, muhakkak susayıncaya kadar doyar.

 

buyurdu. Gece teheccüd namazı kılmaya başladı. Tan yeri ağarınca da Bilal sabah ezanını okudu. Resulullah, sabah namazını kıldırdıktan sonra dönüp çadırına geldi ve oturdu. Biz de çevresinde oturduk. Mü’min suresinden bize bir miktar okuduktan sonra,

- Sizin yiyeceğiniz var mı?

 

diye sordu. İçimden, “Ya Resulullah, Sen hangi yiyecekten söz ediyorsun?” diye geçirdim. Bilal’e o küçük çanaktaki hurmaları getirtti. Elini çanağın üzerine koyduktan sonra,

- Besmeleyle yiyin!

 

buyurdu. Onu hak dinle peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, on kişi olduğumuz halde, doyuncaya kadar yedik. Ellerimizi çektiğimiz zaman, hurmalar yine yerinde duruyordu. Resulullah,

- Eğer Rabbimden utanmasaydım, bu hurmadan, Medine’ye dönünceye kadar, son askerimize kadar yerdik!

 

buyurdu. O sırada Tebük halkından bir çocuk çıka geldi. Resulullah, hurmaları eline alıp çocuğa verdi. Çocuk da onları çiğneye çiğneye geri döndü.