Hz.Ömer

Ömer, Kureyş’in ileri gelenlerindendi ve İslam’a karşı sert bir tutum içindeydi. Habeşistan’a giden heyetin elleri boş döndüğü ve Hz.Hamza’nın Müslüman olduğu günlerdi. Hz.Peygamber, Müslümanlarla otururken,

- Allah’ım! Ebu Cehil ya da Ömer bin Hattab’tan biriyle İslam’ı güçlendir!

diyerek dua etmişti.

 

Ömer'in Üzüntüsü
Hz.Ömer’i etkileyen ilk olay zulüm gören Müslümanların Habeşistan’a hicreti olmuştu. Leyla binti Ebi Hasme, Ömer’in yakın akrabalarındandı. Kocası Amir ile birlikte Habeşistan’a hicret etmek için hazırlanıyorlardı. Leyla yaşadıkları olayı şöyle anlatıyor:

Göç için eşyalarımızı topluyorduk. Ömer bize geldi. Onun elinden çok çekmiştik. Bir süre bizi seyretti, sonra söze başladı:

- Gidiyor musunuz?
- Evet, bize çok eziyet ettiniz. Biz de artık Allah’ın topraklarından birine gideceğiz. Umarım orada rahat ederiz. 
- Allah sizinle beraber olsun.

Ömer’in sesi titriyordu ve yüzü ağlamaklıydı. Mekke’den ayrıldığımıza belli ki çok üzülmüştü. Amir gelince ona dedim ki,

- Keşke Ömer’i bir görseydin. Az önce buradaydı. Ayrılmamıza nasıl da üzülüyordu. 
- Sen Ömer’in Müslüman olacağını mı düşünüyorsun?
- Evet.
- Hattab’ın eşeği Müslüman olur da O adam olmaz.

 

Öldürme'ye Giderken
İlerleyen günlerde, Kureyş müşriklerinin bulunduğu bir toplulukta Ebu Cehil konuşmaya başladı:

- Ey Kureyş topluluğu! Muhammed, tanrılarımıza dil uzattı, gelip geçmiş olan baba ve atalarımızın Cehennem’de azap gördüklerini söyledi. Haberiniz olsun! Muhammed’i öldürecek kimseye benden yüz deve, bin altın ve dahası var.

Ömer:

- Ben buna talibim!
- Sen bunu yapabilirsin!
- Ey Ebulhakem! Söz veriyor musun?
- Evet!

 

Ömer, Hz.Peygamber’i öldürmek üzere, kılıcını kuşanmış olarak yola çıktı. Yolda, kendi kabilesinden olan Nuaym bin Abdullah’a rastladı:

- Ey Ömer nereye gidiyorsun!
- Kureyşlilerin işlerini darmadağın eden, atalarının dinini bırakıp yeni din edinen Muhammed’e gidiyorum. Öldüreceğim Onu!
- Vallahi, ey Ömer! Nefsin aldatmış seni! Sen, Muhammedi öldürünce, Onun akrabalarının seni yeryüzünde gezer bırakacağını mı sanıyorsun? Sen önce kendi ev halkınla ilgilen!
- Sen kimi kastediyorsun?
- Enişten Zeyd ve kız kardeşin Fatıma’yı kastediyorum! İkisi de Müslüman oldular, Muhammed’e uydular ve Onun dinine girdiler.

 

Ömer, hemen geri dönüp kız kardeşinin evine yöneldi. Bu sırada Habbab Kur’an öğretmek için evlerine gelmişti. Üzerinde Taha suresi yazılı sayfayı okuyorlardı. Ömer’in hiddetli sesini işitince Habbab, evin bir köşesine gizlendi. Fatıma da sayfayı alıp sakladı. Fakat Ömer, eve yaklaştığında Kur’an okunduğunu duymuştu. İçeri girdi:

- Duyduğum O şey neydi?
- Hiç bir şey!
- İkinizin de Muhammed’in dinine girdiğinizi haber aldım!

 

Eniştesinin üzerine yürüdü ve dövmeye başladı. Fatıma kocasını Ömer’in elinden kurtarmaya çalıştı ama aldığı darbeyle yüzü kanamaya başladı. Bunun üzerine Fatıma, Ömer’e bağırdı:

- Evet biz Müslüman olduk! Sen istediğini yap!

 

Ömer, kız kardeşini kanlar içinde görünce yaptığına pişman oldu.

- Okuduğunuzu verin de Muhammed’in getirdiği şeyin ne olduğuna bir bakayım.
- Biz senin sahifelere zarar vermenden korkarız.
- Korkma! Okuduktan sonra geri vereceğim!
- Ey kardeşim! Sen puta taptığın sürece temiz değilsin. Halbuki, ona temiz olandan başkası dokunamaz!

 

Ömer kalkıp yıkandı. Ardından kendine verilen sayfayı okumaya başladı:

• Ta Ha!
• Biz Kur’an’ı Sana, zahmet çekmen için indirmedik.
• Onu, Allah’tan korkan kimse için öğüt olarak indirdik.
• O yeri ve yüce gökleri yaratan tarafından peyderpey indirilmiştir. 
• O Rahman ki, hükümranlığı arşı kaplamıştır.
• Göklerde, yerde, ikisi arasında ve nemli toprağın altında ne varsa hepsi Onundur.
• Sen sözünü açığa vursan da vurmasan da birdir. Şüphesiz ki O gizli olanı da bilir, onun daha gizlisini de.
• O Allah ki, Ondan başka ibadete layık hiçbir tanrı yoktur. En güzel isimler Onundur.

Ta Ha suresi 1-8

Ömer,

- Bu sözler, ne kadar güzel, ne kadar değerli!

 

demekten kendini alamadı. Habbab bunu işitince saklandığı yerden fırladı:

- Ey Ömer! Vallahi, dün Hz.Peygamberden işittim: “Ey Allah’ım! İslam’ı Ebu Cehil ya da Ömer ile güçlendir!” 
diye dua ediyordu. Allah’ın bunu sana nasip edeceğini umuyorum. Ey Ömer! Allah’tan kork! Allah’tan kork!

 

Ömer, Hz.Peygamberin yerini öğrendi. Doğruca oraya gitti. Hz. Peygamber, Ömer’in geldiğini haber almıştı. Kendisini avluda karşıladı. Kuşağından tutarak kendisine doğru hızlıca çekti:

- Ey Ömer! Ne getirdin? Allah’ın sana bir musibet indirmesine kadar bekleyeceğini sanmıyorum!
- Ben Allah’a ve Allah’tan gelen şeylere iman edeyim diye Senin yanına geldim. 

 

Bunun üzerine Hz.Peygamber tekbir getirdi. Diğer Müslümanlar da Tekbir getirdiler. Mekke sokakları tekbir sesleriyle yankılandı.

 

Müslümanlığını Açıklıyor
Hz.Ömer gizlenmeyi kabul edebilecek birisi değildi. Kendisi anlatıyor:

İslam’a girdiğim gece kendi kendime şöyle düşündüm:

- Mekke’de Allah’ın peygamberine en çok düşman olan kim? Gidip ona Müslüman olduğumu söyleyeyim.

Aklıma gelen cevap Ebu Cehil oldu. Ertesi sabah kalkıp Ebu Cehil’in evine gittim, kapıyı çaldım:

- Hoş geldin kardeşimin oğlu! Seni buraya getiren ne?
- Allah’ın peygamberine ve Onun getirdiklerine inandığımı söylemek için geldim.
- Allah belanı versin! Getirdiğin haberlere de lanet olsun!

dedi ve kapıyı yüzüme kapadı.

 

Daha sonra Ömer Kabe’nin yanına gitti. Müslüman olduğu haberi oraya ulaşmıştı. Hz.Ömer bağırdı:

- Ben Müslüman oldum! İlan ediyorum ki, Allah’tan başka tanrı yoktur ve Muhammed O’nun kulu ve peygamberidir.

 

Bunun üzerine kavga çıktı. Müşrikler Ömer’i dövüyor, Ömer de gücü yettiği kadar onları hırpalıyordu. Nihayet güneş yükseldi, Ömer yorulup oturdu. Müşriklerin de kimisi oturmuş, kimisi de ayakta başında bekliyordu. Ömer onlara,

- Ne yaparsanız yapın!

 

diyordu. Bu arada Kureyş’ten yaşlı bir adam öne çıktı, ne olduğunu sordu:

- Ömer dininden dönmüş...
- Allah, Allah! Ne olmuş yani? Adam istediği dini seçmiş. Onun işine ne karışıyorsunuz? Kabilesinin o adamı size teslim edeceğini mi sanıyorsunuz? Bırakın peşini.

 

Bu sözler üzerine kalabalık dağıldı.