Halid bin Velid’in Müslüman Oluşu  

Halid bin Velid da, Amr bin As gibi Mekke’nin ileri gelenlerindendi. Mekke’nin süvari birliklerinin de komutanıydı.

Müslüman oluşunu şöyle anlatıyor:

Allah benim için hayır dilediği zaman, beni doğruyu ve yanlışı anlayacak hale getirdi. Kalbimi İslam’a açtı. Muhammed’e karşı her savaş yerinde bulunmuştum. Savaşların hiç birisi yoktu ki dönerken yanlış bir iş üzerinde olduğumuzu ve Onun galip geleceğini hissetmiş olmayayım.

 

Resulullah, Hudeybiye’ye geldiği zaman ben de Mekke’nin süvarilerinin başında yola çıktım. Bizden emin bir halde sahabelerine öğle namazı kıldırıyordu. Üzerine baskın yapmayı düşündükse de olmadı. Resulullah kalbimizden geçenleri sezmiş olacak ki ikindi namazını korku namazı olarak kıldırdı. Bu beni çok etkiledi. Kendi kendime, “bu zat herhalde Allah tarafından korunuyor” diye düşündüm. Hudeybiye’de Kureyşlilerle anlaşıp geri dönünce,

- Geriye ne kaldı? Nereye gideceğim, Necaşi’ye mi? Yoksa Heraklius’un yanına gidip de dinimi değiştirip Hristiyanlığa mı gireyim? Yoksa İranlılara mı sığınayım?

 

diye düşünmeye başladım. Bu arada kardeşim Velid, bana bir mektup yazdı. Mektubunda şunları söylüyordu:

Bismillahirrahmanirrahim!
Doğrusu ben, senin İslam’dan böyle korkman ve kaçınman kadar şaşılacak bir düşünce görmedim. Halbuki, yolun eğrisine gitmekten seni alıkoyacak bir aklın da var. Aklını kullansana! 
Resulullah, seni bana sordu:
- Onun gibi bir adam İslam’ı bilmez ve tanımaz olabilir mi? Keşke, bütün çabasını bizim yanımızda müşriklere karşı gösterseydi! Kendisi için ne kadar hayırlı olurdu. 
dedi. Ey kardeşim! Kaçırmış olduğun fırsatlara yetiş!

 

Kardeşimin mektubu, İslam’a olan isteğimi artırdı. Resulullah’ın sözleri beni çok sevindirmişti. Rüyamda da çok dar, kurak ve sıkıntılı yerlerden; yemyeşil ve geniş bir yere çıktığımı gördüm. Resulullah’a gitmek üzere derlenip toparlandım. Osman bin Talha da bena katıldı. Ertesi gün seher vakti yola çıktık. Öğleye doğru Hedde’ye ulaştık. Orada Amr bin As ile karşılaştık:

- Ey kavmim! Hoş geldiniz.
- Sen de hoş geldin.
- Nereye gidiyorsunuz?
- Muhammed’in yanına İslam’a girmeye gidiyoruz.
- Beni getiren de bu. Ben de Müslüman olmak için geldim.
- Vallahi tutulacak yol belli oldu. Bu zat muhakkak peygamber. Daha ne kadar durup bekleyeceğiz? Aklı başında olanlardan İslam’a girmeyen kalmadı.

 

dedim. Hep birlikte Medine’ye ulaştık. Geldiğimiz haber verilince Resulullah çok sevinmiş.Huzuruna çıktığımız zaman bana gülümsüyordu. Selam verdim, selamıma güler yüzle karşılık verdi.

- Allah’tan başka ilah olmadığına, senin de Allah’ın peygamberi olduğuna şehadet ediyorum.
- Yaklaş! Sana doğru yolu gösteren Allah’a hamd olsun! Senin akıllı olduğunu biliyor, bunun seni er geç hayra ulaştıracağını bekliyordum.
- Ya Resulallah! Sana karşı olan savaşların hepsinde bulunduğumu biliyorsun. Günahlarımı bağışlaması için Allah’a dua et!
- İslam, kendinden önce işlenmiş günahları keser, atar.
- Ya Resulallah! Benim için dua etsen...
- Ey Allah’ım! Halid’in, kullarını Senin yolundan çevirmek için gösterdiği çabalardan ileri gelen günahlarını bağışla!

 

diye dua etti. Benden sonra da Amr bin As ve Osman bin Talha Resulullaha bağlılıklarını bildirdiler.