Şaşkınlık ve Karar 

Müslümanlar Vadilkura adı verilen yere gelip konakladılar. Zeyd, Rumların pek çok asker topladığını haber verip mücahidlerin bu konudaki görüşlerini sordu. Çoğu kişi, Rumlarla karşılaşmaya gerek olmadığını bildiriyordu. Bir kısmı ise,

- Resulullah’a mektup yazıp düşmanımızın sayısını bildirelim. Bize yardımcı kuvvet göndermesini ya da yapmamızı istediği şeyi bildirmesini ondan isteyelim.

 

diyorlardı. Zeyd, o ana kadar konuşmamış olan Abdullah bin Revaha’nın da fikrini söylemesini istedi.

Abdullah bin Revaha:

- Biz ganimet elde etmek için yola çıkmadık. Fakat Rumlarla karşılaşmak üzere yola çıktık. Vallahi, sizin şimdi istememiş olduğunuz şey, elde etmek için sefere çıktığınız şehitliktir. Biz insanlarla ne sayıca, ne silahça, ne de at ve süvarice çok olduğumuz için değil; Allah’ın bizi şereflendirdiği dinin kuvveti ile savaşıyoruz. Bunda mutlaka iki iyilikten biri, ya zafer ya da şehidlik vardır.

 

Abdullah bin Revaha’nın konuşması mücahidleri cesaretlendirdi. Yola devam etme kararı aldılar.

 

Ebu Hureyre anlatıyor:

Mute savaşında ben de bulundum. Müşriklerle karşılaştığım zaman bizimle karşılaştırılmayacak ve karşılarında kimsenin duramayacağı güçte olduklarını gördük. Gözüm kamaştı. Yanımda bulunan Sabit bin Erkam, bunu görünce şöyle dedi:

- Ey Ebu Hureyre! Sana ne oldu? Bu kadar orduların toplandığına şaşırmış gibisin?
- Evet!
- Bizi Bedir savaşında görmedin mi? Orada, çok olduğumuz için Allah tarafından yardıma uğramış ve zafere eriştirilmiş değildik.