Hz.Peygamber Hendek Savaşında 

Hz.Peygamberin hanımı Hz.Ümmü Seleme anlatıyor:

Hendekte Resulullah ile birlikte bulundum ve bulunduğu her yerde kendisinden hiç ayrılmadım. Resulullah, hendeği bizzat beklemekteydi. Şiddetli bir soğuğa da tutulmuştuk. Resulallah’a bakıyordum. Allah’ın dilediği kadar namaz kılmak üzere namaza durmuştu. Sonra gidip bir müddet hendeğe doğru baktı ve

- Şunlar, her halde müşrik süvarileridir. Hendeği dolaşıyorlar! Onlara karşı koyacak kim var?

diye buyurduğunu işittim. Sonra,

- Ey Abbad bin Bişr!
- Buyur, ya Resulallah!
- Yanında kimse var mı?
- Evet! Ben ve ashabından bazıları çadırın çevresinde bulunuyoruz!
- Arkadaşlarınla birlikte gidip hendek boyunca dolaş! Şu görünen süvariler, her halde düşman süvarileridir. Sizin için dolaşıyorlar. Gafletinizden faydalanarak ansızın baskın yapıp bazılarınızı öldürmeyi umuyorlar!

buyurdu. Ardından da,

- Ey Allah’ım! Onların kötülüklerini bizden uzaklaştır! Onlara karşı bize yardım et ve bizi onlara galip kıl! Senden başka bizi onlara galip kılacak yoktur!

diye dua etti. Abbas bin Bişr, arkadaşlarıyla birlikte gitti. O sırada, Ebu Süfyan, bir süvari birliği ile hendeğin dar yerini dolaşıyordu. Müslümanlar oraya yetiştiler ve onları oka tuttular. Ben de onlarla birlikte durdum. Sonunda müşrikler bozulup geri dönmek zorunda kaldılar. Döndüğümde, Resulullah’ı namazda buldum. Namazı bittikten sonra durumu kendisine haber verince, uykuya yattı ve sesinin hışırtısını duydum. Tan yeri ağarıncaya ve Bilal sabah ezanını okuyuncaya kadar kımıldamayıp, Resulullah’ı uyandırmadım. Sonra Resulullah çıktı ve Müslümanlara sabah namazını kıldırdı.

 

Yine Ümmü Seleme anlatıyor:

Geceleyin Resulullah’ın çadırında bulunuyordum. O da uyuyordu. O sırada korku verici bir ses işittim. Birisi:

- Ey Allah’ın süvarileri!

diye sesleniyordu. Mekkeli Müslümanların parolaları “Ey Allah’ın süvarileri!” olarak belirlenmişti. Resulullah hemen uyandı ve çadırdan dışarı çıktı. Çadırın yanında sahabelerden bazıları bulunuyor ve çadırı bekliyorlardı:

- Halk ne halde?
- Ya Resulallah! Bu Ömer’in sesi. Bu gece nöbet onundu. 
- Git bak! İnşallah, yanıma döner ve gördüklerini bana haber verirsin!

Resulullah daha yerinden ayrılmamıştı ki Abbad geri geldi:

- Ya Resulullah! Saldıran Amr bin Abd. Müşriklerin süvarilerini kontrol ediyor. Yanında da Gatafan süvarilernin başında Mesud bin Ruhayla var. Müslümanlar onları ok ve taşa tutuyorlar.

Resulullah, hemen çadıra girdi. Zırh gömleğini ve miğferini giydi, atına bindi. Yanında sahabeler olduğu halde hareket etti. Hendeğin dar yerine kadar gitti. Çok geçmeden geri döndü. Sevinçliydi:

- Allah, onları geri çevirdi. İçlerinden pek çok yaralanan oldu.

buyurdu. Sonra uykuya yattı. Hatta nefes alış verişini duyuyordum. Çok geçmeden korku verici bir ses daha işittim. Resulullah yine yerinden sıçradı:

- Ey Abbad!
- Buyur ya Resulallah!
- Bir bak, nedir bu ses!
- Bu Dırar bin Hattab! Kureyş süvarilerini kumanda ediyor. Gatafan süvarilerinin başında da Uyeyne bin Hısn var. Müslümanlar da onları oka ve taşa tutuyor.

Resulullah, tekrar zırhını giydi ve atına bindi. Sahabeleri ile birlikte hendeğin dar yerine gitti. Seher vaktine kadar yanımıza gelmedi. Seher vakti yanımıza gelince:

- Düşmanlar, yılmış olarak geri döndüler. İçlerinde pek çok yaralanan oldu.

buyurdu. Sonra, Müslümanlara sabah namazını kıldırıp oturdu.