Süreka   

Mekkelilerin koydukları ödül Kudeyd’de de duyulmuştu. Süreka, Hz.Peygamber ve arkadaşlarının sahile doğru gittikleri haberini alır almaz, zırhını giyip silahlarını kuşanarak peşlerini düştü. Çok geçmeden de onlara ulaştı.

Hz.Ebubekir, dönüp bakınca bir atlının kendilerine yaklaşmakta olduğunu gördü:

- Ya Resulallah! Bu bizi arıyor ve neredeyse yetişti!

dedi ve ağlamaya başladı:

- Sen niçin ağlıyorsun?
- Vallahi, kendim için ağlamıyorum! Fakat Senin hakkında ağlıyorum.

 

Bunun üzerine Hz.Peygamber arkasına döndü ve dua etti:

- Allah’ım! Şuna karşı, dilediğin şeyle bize kafi ol! Onun kötülüğünü üzerimizden def et!

 

At birden tökezleyip yere kapandı. Süreka atının üzerinden yuvarlandı. Fakat hemen toparlandı ve atına binerek yeniden peşlerine düştü. Aralarındaki mesafe iki-üç mızrak boyuna kadar inmişti ki, Süreka’nın atının iki ön ayağı kumlara saplandı. Süreka yine attan yuvarlandı. Atını kumdan kurtarmaya çalıştıysa da başaramadı. Artık durumun farkına varmıştı. Arkalarından seslendi:

- Yardım edin! Ben Süreka bin Cu’şum! Vallahi artık size eziyet etmeyeceğim! Ey Muhammed! Anladım ki bu senin işindir! Dua et de şu içinde bulunduğum durumdan kurtulayım!

 

Dua etmesi üzerine Süreka’nın atının ayakları kumdan kurtuldu.

- Artık, Sen ne dilersen bana emret!
- Sen burada dur ve arkamızdan gelen hiç kimseyi bırakma!

 

Gün başında Hz.Peygambere savaş açan Süreka, gün sonunda Onun silahlı koruyucusu haline gelmişti. Rastladığı herkesi, yanlış bilgi vererek geri çevirdi. Daha sonra da Medine’ye gelerek Müslüman oldu.